28 Şubat 2014

7) Kitap Tiryakileri ile 5.Blog Turu: #direnAŞK - Ali Bolat // Kitap Yorumu

Aslında benim yorumumu sizlerle çarşamba günü paylaşmam gerekiyordu. Fakat insan maalesef her zaman planladıklarını gerçekleştiremiyor. Sizlerden bunun için özür dilerim.

Geçmişle barışmadan AŞK için savaşamazsın!
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibelin on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslının yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslının hayatını da etkiler. Cemi korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuka kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslıyla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslıyı Mersine davet ettiğinde Aslının dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslının geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?
Kitabın Adı : #direnAŞK
Yazarın Adı : Ali Bolat
Yayınevi : Yabancı
Türü : Roman / Güncel
Sayfa Sayısı : 408

''Bu, bir kadının kendi içinde yarattığı bir devrimin hikâyesidir.''



Benim Yorumum
Kitabın yazarıile soyadımızın aynı olmasından dolayı merak ederek başladım kitaba. Ali Bolat'ın 6.kitabı imiş #direnAŞK ama benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Kapak olarak bana sade geldi. Asla itici değil, direnişsiz :) Adında zıt düşecek şekilde sakin...
Kitapta ölü doğum yapmış, 30'lu yaşların kadını Aslı'nın evliliğini sonlandırmasından da bahsedilirken, aslında bugünkü hayatı anlatılıyor. Duygusal, kırılgan ama uzun zamandır geçmişinde yaşadıkları ile yaşamına devam eden, bir resim galerisinde çalışan, kurduğu düzeninden gayet hoşnut olan bir bayan Aslı. Derken en yakın arkadaşının oğlu Cem ile bir müddet aynı evde yaşamak zorunda kalıyorlar. Aslında arkadaşının yurt dışına çıkmasından dolayı oluşuyor bu durum. Cem teknoloji çağının internetsiz yaşayamayan gençlerinden: akıllı telefon, bilgisayar, sosyal paylaşım siteleri müdavimi...
Taksim Gezi Parkı olayları sırasında doğmaya başlamış bu kitabın konusu da Cem'in Gezi Park'ı olaylarına dahil olması ile başlıyor. Aslı, Cem'i korumak amaçlı gezi parkı olaylarının ortasında bulur kendini. Cem sayesinde Facebook, Twitter'a katılan, akıllı telefon alan Aslı, Cem'i korumak amaçlı peşinden gittiğinde kendinden on iki yaş küçük olan Ufuk'a aşık olacağını nereden bilebilirdi ki? Ya aşkının peşinden koşacağını? Tüm korkularına rağmen.
Klasik bir aşk romanı okudum diyemeyeceğim. Aşk filizlenen taraflardan birisi muhakkak defektli oluyor aşk romanlarında. Fakat bu kitap farklıydı. Sadece elektronik cihazlar üzerinden takip ettiğim gezi olaylarını okumak güzeldi, ama okuduklarım ne kadar objektif bilemem. Çünkü ben de Türkiye için unutulmayacak bir olay üzerinden bir kitap yazsaydım, gördüklerimin ve yaşadıklarımın bende oluşan etkisinden kurtularak yazamazdım... Kitabın adında bile '#' işaretini kullanan yazarımız zaten her türlü eleştiriye açık olduğunu kapaktan belirtmiş bizlere...

23 Şubat 2014

cikolatabu.com Burç Çikolatası Hediye

ÇEKİLİŞİMİZ SONLANMIŞTIR.
Kazanan : Deniz Güner Karabaş
(Adres bilgileri için 3 gün bana mail atmasını beklemekteyim.)


cikolatabu.com aracılığı ile çok tatlı bir hediyemiz var sizlerden bir kişiye!
Firmamızı Tanıyalım
2007 yılı başında, çikolatanın sadece satın alınan bir lezzet değil; aynı zamanda çok güzel bir hediye seçeneği olarak konumlandırılmasını misyon edinerek piyasaya giriş yapan ChocChic Çikolata Tasarım; kalitesi ve lezzetiyle , kısa zamanda adından söz ettirir noktaya gelmiştir.
Tasarımları tamamen ChocChic’a ait olan ve Pelit Çikolata tarafından üretilen ChocChic Çikolataların ; halen 300’ü aşkın özgün modeli bulunmaktadır.
Tasarım tescilli ürünü Diaper Cake ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren ChocChic, Şubat 2011 itibariyle yeni bir ilke daha imza atarak hediye sektörüne çok farklı bir boyut kazandıran, “Konuşan Çikolatalar”ı hayata geçirmiştir.ChocChic; çikolatada yenilik, lezzet ve özgün tasarımı bir arada bulmak isteyen çok sayıda kurum ve bireye hizmet vermeye devam etmektedir.
 Astrolojiye ilgisi olanlar, burçlar hakkında merak ettiğiniz her şey bu çikolatalarda! Özellikleri, sevdikleri, sevmedikleri, uğurlu günleri ve daha birçok şey... Üstelik sadece siz çikolata severlere özel tüm bu detayları ünlü ve uzman Astrolog Zeynep Turan yazıyor! 

Sitenin sizlere hediye edeceğimiz ''BURÇ ÇİKOLATASI'' için tanıtım yazısı böyle..
Ağzının tatlanırken burcunuzun özellikleri de sizin için yorumlanmış olarak elinizin altında olacak... Acaba en çok hangi burçlar bu çekilişe katılacak. Görelim mi?

Peki burcunuza özel bu çikolatayı kazanma şansı için şartlarımız neler?

1) cikolatabu.com Facebook sayfasını beğenmek : Facebook
2) cikolatabu.com Twitter sayfasını takibe almak : Twitter

Ek Haklar

Takip isimlerinizi, aktif kullandığınız mail adresinizi, blog duyuru linkinizi yoruma bırakmayı unutmayın.
Çekiliş 14 MART CUMA günü saat 00.00'da sona erecek ve Cumartesi günü blogda duyurulacaktır.
Kargo ücreti firmaya aittir.
Yurt dışına gönderim yapılmamaktadır.
''Herkesin burcunu yoruma yazmasını rica ediyorum''


Kitap Tiryakileri ile 5. Blog Turu 1.Gün : Diren Aşk - Ali Bolat // Tanıtım

Merhabalar...
5. blog turumuz ile karşınızdayız ''Kitap Tiryakileri'' ekibi olarak.
Tur takvimimize ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Yazarımızla soyadımın aynı olması nedense beni daha bir çekti bu kitaba :)
Gezi olayları sırasında çıkmış meydana bu kitap.
İlerleyen günlerde sizlerle naçizane yorumlarımızı paylaşacağız...
Kitabın tanıtım videosu güzel bir fon müziği eşliğinde sizlerle.

Geçmişle barışmadan ‘AŞK’ için savaşamazsın!
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibel’in on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslı’nın yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslı’nın hayatını da etkiler. Cem’i korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuk’a kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslı’yla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslı’yı Mersin’e davet ettiğinde Aslı’nın dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslı’nın geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?

Kitap Tiryakileri İle Blog Turlarında Sıradaki Kitap --> Diren Aşk - Ali Bolat

Merhaba arkadaşlar.
Blog tur ekibimizi ve blog turlarımızı biliyorsunuz zaten.
Biz de bu sefer Gezi olayları sırasında doğmuş bir kitap ile sizlerle olacağız.
Evet daha önce bir tur ekibi bu kitabı tanıttı ama biz de yapmakta bir mahsur görmedik.
Diren Aşk Tur Takvimi
24 Şubat Pazartesi
http://matmazeella.blogspot.com/ - Tanıtım Videosu

25 Şubat Salı
http://paraseninjoe.blogspot.com.tr/
 - Ön Okuma

26 Şubat Çarşamba
http://www.ilkeee.com/
 - Alıntılar

27 Şubat Perşembe
http://coloredbooks.blogspot.com.tr/ 
-Karakter Analizi

28 Şubat Cuma:
http://oburkitaplik.blogspot.com/
 - Yazar Hayatı

1 Mart Cumartesi:

http://kitapmaceralari.blogspot.com.tr/
 - Yazarın Eserleri

-------------------------------------------------------------

Kitap Tiryakileri 1.Blog Turu : Şans Bilekliği
Kitap Tiryakileri 2.Blog Turu : Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı
Kitap Tiryakileri 3.Blog Turu : Kayıp Mürekkep
Kitap Tiryakileri 4.Blog Turu : Manastır







17 Şubat 2014

Kahramanmaraş...


Kahramanmaraş bağımsızlığını kendi azmi ve halkıyla kazanmış, madalyalı bayrağa sahip tek şehirdir. Bundandır 'Maraş' kelimesinin önüne eklenen KAHRAMAN unvanı. 12 Şubat'a 'Çete Bayramı' der buranın insanı. Kutlamalar Şubat'ın başında başlar.Her mahallenin genci, çocuğu bu kıyafetlerden giyerler 'çete' olan atalarını şehri davul zurna eşliğinde arşınlayarak yad ederler. Bindallı giyen küçük hanımlarla dolar sokaklar,çarşı. Belediye kutlamalarında da geldi "Arslanbey" tiplemesiyle 'Tamer Karadağlı'. Çok fotoğrafım var daha. Niye geç kaldım ki acaba paylaşmakta. Kıbrıs gazisi dedelerimiz var daha.





*******************************************************







Çete Bayramı derler dedik 12 Şubat Maraş'ın kurtuluş gününe buranın halkı.

Bir cümbüş olurken çarşıda tabi ki ay-yıldızlı ve tam 5katına satacak elindekileri çocukların baloncu amcaları.


Ağlayarak balon isteyen çocuklarını yenemez mecbur alır anne-babaları...




13 Şubat 2014

Cellât – Cihan Erdem // Kitap Tanıtımı






KİTABIN ADI : Cellât
YAZARIN ADI : Cihan Erdem
TÜRÜ : Tarihi / Bilimkurgu
SAYFA SAYISI : 296
BASKI : Şubat, 2014
FİYATI : 18 TL





İnsan ırkının gelmiş geçmiş en iri ve ürkütücü bedenine sahip, sadece öldürmeyi arzulayan
dilsiz bir cellât.
Basit bir cümle ile anlatılamayacak kadar üstün zekâya sahip cesur bir asker, adil bir sultan ve
gerçek bir kahraman; Yavuz Sultan Selim.
Kutsal kitap gibi taşıdığı Cellât’ı okuyarak insan öldürme cesareti bulmaya çalışan esrarengiz
bir adam.
Üzerinde yaşayan insanların olağanüstü bir zihinsel düzeye eriştiği, dünya teknolojisini
yönlendiren bir Ada.
Tarih ile geleceği bütünleştiren, gizemli kapıları ardına kadar açan
bir kitap.
* * *
Düşündüğü tek şey cellât olmaktı ve bunu başarmalıydı. Eğer başaramazsa bile en azından
birini öldürerek bu duyguyu tatmalıydı. Kana susamışlığı ve öldürmeyi bu denli arzulaması, belki
iğrenç, insani olmayan ve canice bir durumdu ama bazen kendine kızdığı zamanlar da oluyordu.
Özellikle masum bir çocuğu ya da eceliyle ölmek üzere olan bir yaşlıyı öldürmek istediği
zamanlar…
Fakat bu duygular daha fazla sorgulama yapmasına ve bir şeyleri değiştirme gayreti içine

girmesine yetmiyor, derinden yaşadığı kin ve nefreti bastıramıyordu.

10 Şubat 2014

Mart Ayı Çekilişleri

Arkadaşlar blogumda link yığılmasından çekindiğimden çok sevdiğim blog çekilişlerine katılmayı bırakmıştım. Sadece blog duyuru şartı olmayanlarakatılıyordum. Fakat artık Ay boyuncaki katıldığım tüm çekilişleri bir post halinde her çekilişi eklediğimde güncelleyerek paylaşacağım sizlerle. 

1) Çınar Ağacında Hayat Var blogunun çekilişi için buraya tıklayın 

2) Kozmetik Aşığı blogunun çekilişi için burayı tıklayın



Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseını // Kitap Yorumu

Kitabın Adı : Ve Dağlar Yankılandı
Yazarın Adı : Khaled Hosseını
Kitabın Orjinal Adı : And The Mountains Echoed
Çevirmen : Püren Özgören
Sayfa Sayısı : 410
Yayınevi : Everest
Basım Yılı: 2013

Arka Kapak Yazısı
Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kâbil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor. Fakat aslında bu bir son değil... Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak... 
Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakârlık, ihanet ve sadakat gibi ortak duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kâbil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her sayfada renklenip güçleniyor. 
Ve Dağlar Yankılandı, bizi biz yapan değerler üzerine düşündüren, ustalıkla yazıldığını her bölümde yeniden kanıtlayan, büyüleyici bir roman. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.


  • Dünyanın sizin içini görmediğini, derinin ve kemiğin maskelediği umutlarınızı, hayallerinizi ve kederlerinizi serre kadar umursamadığını. Gerçek işte bu kadar basit, bu kadar saçma ve bu kadar gaddardı.
  • Güzellik gelişigüzel, düşüncesizce dağıtılmış, hakkıyla kazanılmamış, muazzam bir armağandır.
  • Oysa zaman, cazibe gibi. Asla senin sandığın kadarına sahip değilsindir.
  • İşte bu, yani sevecenlik bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey.

Yazım Yanlışı : Ama açık konuşmak gerekirse, fazlasıyla kuşkuyum.(Syf.169)

Birbirini çok seven iki kardeş ve birbirinden ayrılmak zorunda olan yine aynı iki kardeş. Peri ve Abdullah.Yazarın 'Uçurtma Avcısı' ve 'Bin Muhteşem Güneş' kitapları oldukça ses getirdi. Onları okumadım fakat çok şey kaçırdığımı bu kitapla fark ettim. Kitabı okurken kafamın karıştığı yerler oldu. Kopukluklar yaşadım. Bu da kim, neden buradan anlatılıyor vs gibi şeyler düşündüm fakat bu kuşku beni itici değildi. Aksine çekiciydi. Anlamak ve özümsemek için kitabı daha çok elime aldım. Yarım kalmıştı, unuturum konuyu toparlayamam, okuyayım diye okudum kitabı. Peri'nin ailesinden ayrılması, başka bir aileye yavru olması ama aslında geldiği bu ailenin aileden başka her şey olması can sıkıcıydı. Evlat edinen ailedeki anne adayının Peri'yi çok sevmesi, onu koruması,kendi doğru görüşüne göre yetiştirmiş olması (Peri buna sadece aklı yetene kadar uyuyor tabi ki), aykırı (sanırım doğru kelime bu) bir şair olması heyecanlandırıcıydı. Hikayelerden oluşan kitapta her hikaye başlangıcında başka hayatlara tanık oluyorsunuz. Kitapta bana göre eksiklikler vardı fakat okunulası da bir kitaptı.

9 Şubat 2014

6) Yemin - Fatih Murat Arsal // Kitap Yorumu

Kitabın Adı : Yemin
Yazarın Adı : Fatih Murat Arsal
Yayınevi : Ephesus
Türü : Roman / Aşk
Sayfa Sayısı : 608
''Bak kızım! Erkeklerin yapıları karmaşıktır. Herkes kadınları karmaşık yapılı sanır ama erkekler bizden daha sorunludur. Dünya üzerinde aşık olduğunu açıkca ifade edecek erkek azdır. Söylemektense göstermeyi tercih eder.''
Yazım Yanlışı : ''Benim sınırlarım zorlayan tek şey sensin vahşi cadım!'' (Sayf.600)

Fatih Murat Arsal (FMA) aşk romanları ve kitap kapaklarındaki kızlar ile bayağı bir ün yapan yazarımız. Ben de yazarından imzalı 'Nefretten Sonra' kitabı varı ama daha öncesinde bukitabıolmuş oldum. Şahane Gelin'le başlayan 'Zoraki Koca' serisi bu kitapla devam ediyor. Seri halinde çıkmış olsa da kitaplaraslında birbirinden bağımsız. Kapağındaki sarışın kız dikkatimi çekmiş olsa da neden bilmiyorum bana basit geliyor. Ya da garip. Belki daha farklı olabilirdi. Belki de diğer kitaplarındaki gibi siyah zemin üzerine yapılarak bir gizem katılabilirdi. Bunlar nacizane fikirlerimken içerik olarak kitaba diyecek söz bulamadım. Esas kızımız Tuğçe. Kapakta kişiselleştirilmeye çalışılsa da benim gözümün önünde farklı bir sima canlandı hep. Ve sanırım o daha masumdu, hayalimdeki sima.Zengin bir babanın sözde hırçın abileriyle büyümüş nazlı, çekici, kararlı ve güzel bir kız. Kendisinin rahatlığından rahatsız olan babasının partilerde refakat etmesi için yanında göndermeye başladığı 'Kara' neden diğer erkeklerden farklı idi ki? Neden her erkeği etrafında pervane edebilecek güzelliğe sahipken bu adam ona bakmıyordu bile. Bakmıyordu ama görevine sadakatinden mi ya da başka bir şeyden mi bilinmez neden bu kadar karışıyor veya sahipleniyordu ki bu kızı? Kara ve Tuğçe'nin hikayesi ilerlerken acaba neden 'Şahane Gelin' deki Gülay ve Osman da bu çiftin hayatına dahil olabildi? Bu sorular ben okurken kafamda şekillendi. İlerledikçe cevabını buldum... Bir eleştirim ise Gülay'ın kutsallaştırılmasına. İlk kitabı okumadım ama bu kitapta baştan beri Tuğçe ve güzelliği övülürken acaba neden sonradan dahil olan Gülay sürekli Tuğçe'den üstün tutuldu. Karakter Tuğçe bile asla Gülay kadar güzel olamam, kimse onun kadar güzel olamaz vs havalarındaydı. Hatta kara bile. Yani o kitap bitmiş. Bu kitaptaki karakterin yüceltilmesi gerekirken Gülay'ın tanrısallaştırılmış güzelliğine vurgu neden? Bir de Kara'nın Tuğçe'yi cezalandırma yöntemini bir bilseniz :) . Bunu size söyleyemem maalesef.'Kıkırdadı.' Bu kelime kitapta o kadar çok vardı ki... Kıkırdamak gülmek, etraftan dikkat çekmden, belli belirsiz gülmek gibi bir şeyi çağrıştırırken bana üzülen bir insana ya da söylenen bir insana kıkırdadı demek neden? Fakat her şeye rağmen ben kitabı çok sevdim. Kurgusu aklımda kaldı ve yer etti. 

Kitap Tanıtım Yazım : Yemin


Bir Blog Hırsızı Var ! Dikkat !

Arkadaşlar. Kırık Şemsiye blogunun sahibi sevgili Esra'nın uyarısı ile http://modagunu.blogspot.com.tr/şu bloga girdim. Çünkü benim yazılarımı gördüğünden bahsetti. Blogu incelemek mümkün bile değil. O kadar fazla yayın var ki. Sırf Ocak ayında 399 tane mi ne yayın paylaşmış. Biraz inceleyince amacını anladım. Blog trafiğini artırıyor ve blogunun sol tarafında reklam alıyor. Kendisine yazmadım sormadım, gerek de duymadım. Çünkü hala yayınlarımı bulamadım belki de kaldırdı bilemem. Ama kendileri kaynak belirtmeden yazıları, üzerinde link olan fotoğrafları olduğu gibi paylaşıyor. Ben de böyle denk geldim bir iki blogger'ın yazısına...

Siz de incelemelisiniz bence . Özellikle Bademle Buduk'un yayınlarına denk geldim. Kaynak belirtmiyor ama olduğu gibi de kopyalıyor.
Önce bloga sadece '1' yazdım gönderdim acaba onaylamadan direk yorumum çıkacak mı diye. Baktım onaylaması gerekiyor blog sahibinin e onaylamayacağı da kesin bir yazı yazdığım için göndermeden size fotoğrafladım.
Bir ara kopyalama olayını kullandım ama kendi yazılarımı ben bile kopyalamayınca sinirlendim dedim takipçilerime de itici gelir bu. Kaldırdım. Evet hala böyle kalacak ama emek hırsızlarına sinir olmamak da elde değil.

6 Şubat 2014

Kış Okuma Şenliği Okunanlar Listem // 215 Puan


1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap okuyanlara.
Ruhlar Dükkanı / Stephen King / 524 Sayfa / Altın Kitaplar

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.
Ve Dağlar Yankılandı / Khaled Hosseını / 410 Sayfa / Everest Yayınları

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara.
Büyük Kötü Kurt / James Patterson / 336 sayfa / Goa Yayınevi

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Karl Marks / Franz Mehring / 688 Sayfa / İlya Yayınevi

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.
Mehmet Rauf / Eylül / 315 Sayfa / İlya Yayınevi

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.
Seni İzliyorum / IRENE CAO / 346 Sayfa / Orkinos Yayınevi / Yorumum

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.
Alacakaranlık / Stephenie Meyer / 400 Sayfa / Epsilon

(Sonunda bu seriden bir kitap okudum. Ama o kadar yorumlandı ve anlatıldı ki blogumda yazmayacağım.

Ayrıca da filmin tüm serileri baştan sona büyük zevkle izlendi.)


9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.



11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.


12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara. 
Yemin / F.Murat Arsal / 606Sayfa / Ephesus Yayınevi

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.
Hepimiz / Kim Noble / 319 sayfa / Hyperion Yayınevi / Yorumum

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
Mahrem / Elif Şafak / 300 sayfa / Doğan Kitap /

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.

Çocuk da yapamadım Kariyer de / Vefa Enver / 304 Sayfa / Ephesus Yayınevi / Yorumum
Bunu Sen İstedin / Vefa Enver / 440 Sayfa / Ephesus Yayınevi / Yorumum
Neyse ki Çocuk Yaptım / Vefa Enver / 304 Sayfa / Ephesus Yayınevi / Yorumum

Geriye sadece okunması için 4 kitabım kaldı. Bitirdiğim ve  ilerleyen günlerde yorumlayacağım kitaplarım
Kendi Çöpçatanın Ol (Kahve Yayınları)
Yemin (Ephesus Yayınları)
Ve Dağlar Yankılandı (Everest Yayınları)
Bir Kadının Hikayesi (Yzr. Gökçe Dölek)
Tutukulu Notalar (Ephesus Yayınları)

5 Şubat 2014

Blogumu Seviyorum. Çünkü... #3

Blogumu seviyorum diye bir dizi başlatmıştım. Blogumu sevdiğimi yazacağım bir sürü yazı imkanım oldu ama gel gör ki bilgisayarı elime alıp sizlere aktaramadım. Ama az evvel takip ettiğim blogları incelerken severek takip ettiğim bloga denk gelince neden yazmıyorum ki dedim.
3 6 5 G ü n l ü k blogu severek takip ettiğim, merakla diğer yayınını beklediğim ve her gün mutlaka uğradığım bir blog. Sahibesi o kadar hanımefendi, o kadar içten ve o kadar düşünceli ki... Şu an onun benim varlığımdan ve blogunu incelediğimden haberi var ama onun haberi yokken de her gün mutlaka girer incelerdim. Taa ki bir gün blogunun kapalı olduğunu görene kadar. Yayınlarında da sıkça bahsettiği ve çok sevdiği Z.Hanım ve benim gibi onun yayınlarını severek takip eden blogger'lar sayesinde aramıza geri döndü şükür ki. Dönüş ki ne dönüş...Kendisinden hiç mahrum etmiyor artık bizi Allah'a şükür. İyi bir insan. Görmedim yüzyüze ama yazıları bile bunu anlamama yetiyorken görmeme ne gerek var ki... Abla yazılarını seviyoruz.
Dedim ya sıkça blogunda bahsettiği ve tesadüfler üzerine yıllar sonra karşılaştığı ve kendisi gibi kitap ve kırtasiye meraklısı çok sevgili arkadaşı Z.Hanım da merak ettiklerim arasındaydı. Eminim diğer 365 Günlük takip edenler içinde aynı şekildeydi.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
Z. Hanım'da da açtı blog. Tabi ki arkadaşı 365 Günlük desteğiyle. 
Onun da 365 Günlük tadında blogu.
Yazılar kısa ama taşıdıkları anlam ziyadesiyle tatmin edici.
Blogunu merak etmemiş olamazsınız sanırım blogu için : Z E H R A H A N I M

Bunları size neden yazdım biliyor musunuz?
(Onların şu an haberi dahi yok acaba okuyunca ne diyecekler meraklanmaktayım bu hususta.)
Bu yazımda canımın sıkıldığını anlayan Zehra Hanım beni merak edip arkadaşı 365 Günlük Elife'yi arıyor. ''Esra'nın canı sıkkın sanırım haberin var mı diyor.'' 
Bu ne demek benim için biliyor musunuz?
Tamam Elife ablayla konuşmamız vardı. Gerek mail gerek telefon aracılığıyla. Ama Zehra Hanım...
Varlığımdan bihaber olduğunu düşündüğüm Zehra Hanım yazılarımı okuyor ve benim için endişeleniyormuş...
Çok sevindim inanın. Kendisine hem inceliği için teşekkür ediyorum hem de onun gibi beni okuyan insanlar olduğuna emin olduğumu bilin istiyorum. Bu arada iki ablamda hastalanmaya meyilliler şu aralar. Çok geçmiş olsun dileklerini sunuyorum sizlere.

Evet çok bir takipçim yok.
Ama her şey takipçi demek değil ki. Mutlaka yazdıklarımı okuyan bir kitle var.

Ne demiş atalar 'Azı karar, çoğu zarar'...
Eee o zaman bize de olduğu kadar ;)