Blog Turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog Turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2014

7) Kitap Tiryakileri ile 5.Blog Turu: #direnAŞK - Ali Bolat // Kitap Yorumu

Aslında benim yorumumu sizlerle çarşamba günü paylaşmam gerekiyordu. Fakat insan maalesef her zaman planladıklarını gerçekleştiremiyor. Sizlerden bunun için özür dilerim.

Geçmişle barışmadan AŞK için savaşamazsın!
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibelin on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslının yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslının hayatını da etkiler. Cemi korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuka kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslıyla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslıyı Mersine davet ettiğinde Aslının dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslının geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?
Kitabın Adı : #direnAŞK
Yazarın Adı : Ali Bolat
Yayınevi : Yabancı
Türü : Roman / Güncel
Sayfa Sayısı : 408

''Bu, bir kadının kendi içinde yarattığı bir devrimin hikâyesidir.''



Benim Yorumum
Kitabın yazarıile soyadımızın aynı olmasından dolayı merak ederek başladım kitaba. Ali Bolat'ın 6.kitabı imiş #direnAŞK ama benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Kapak olarak bana sade geldi. Asla itici değil, direnişsiz :) Adında zıt düşecek şekilde sakin...
Kitapta ölü doğum yapmış, 30'lu yaşların kadını Aslı'nın evliliğini sonlandırmasından da bahsedilirken, aslında bugünkü hayatı anlatılıyor. Duygusal, kırılgan ama uzun zamandır geçmişinde yaşadıkları ile yaşamına devam eden, bir resim galerisinde çalışan, kurduğu düzeninden gayet hoşnut olan bir bayan Aslı. Derken en yakın arkadaşının oğlu Cem ile bir müddet aynı evde yaşamak zorunda kalıyorlar. Aslında arkadaşının yurt dışına çıkmasından dolayı oluşuyor bu durum. Cem teknoloji çağının internetsiz yaşayamayan gençlerinden: akıllı telefon, bilgisayar, sosyal paylaşım siteleri müdavimi...
Taksim Gezi Parkı olayları sırasında doğmaya başlamış bu kitabın konusu da Cem'in Gezi Park'ı olaylarına dahil olması ile başlıyor. Aslı, Cem'i korumak amaçlı gezi parkı olaylarının ortasında bulur kendini. Cem sayesinde Facebook, Twitter'a katılan, akıllı telefon alan Aslı, Cem'i korumak amaçlı peşinden gittiğinde kendinden on iki yaş küçük olan Ufuk'a aşık olacağını nereden bilebilirdi ki? Ya aşkının peşinden koşacağını? Tüm korkularına rağmen.
Klasik bir aşk romanı okudum diyemeyeceğim. Aşk filizlenen taraflardan birisi muhakkak defektli oluyor aşk romanlarında. Fakat bu kitap farklıydı. Sadece elektronik cihazlar üzerinden takip ettiğim gezi olaylarını okumak güzeldi, ama okuduklarım ne kadar objektif bilemem. Çünkü ben de Türkiye için unutulmayacak bir olay üzerinden bir kitap yazsaydım, gördüklerimin ve yaşadıklarımın bende oluşan etkisinden kurtularak yazamazdım... Kitabın adında bile '#' işaretini kullanan yazarımız zaten her türlü eleştiriye açık olduğunu kapaktan belirtmiş bizlere...

23 Şubat 2014

Kitap Tiryakileri ile 5. Blog Turu 1.Gün : Diren Aşk - Ali Bolat // Tanıtım

Merhabalar...
5. blog turumuz ile karşınızdayız ''Kitap Tiryakileri'' ekibi olarak.
Tur takvimimize ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Yazarımızla soyadımın aynı olması nedense beni daha bir çekti bu kitaba :)
Gezi olayları sırasında çıkmış meydana bu kitap.
İlerleyen günlerde sizlerle naçizane yorumlarımızı paylaşacağız...
Kitabın tanıtım videosu güzel bir fon müziği eşliğinde sizlerle.

Geçmişle barışmadan ‘AŞK’ için savaşamazsın!
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibel’in on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslı’nın yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslı’nın hayatını da etkiler. Cem’i korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuk’a kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslı’yla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslı’yı Mersin’e davet ettiğinde Aslı’nın dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslı’nın geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?

Kitap Tiryakileri İle Blog Turlarında Sıradaki Kitap --> Diren Aşk - Ali Bolat

Merhaba arkadaşlar.
Blog tur ekibimizi ve blog turlarımızı biliyorsunuz zaten.
Biz de bu sefer Gezi olayları sırasında doğmuş bir kitap ile sizlerle olacağız.
Evet daha önce bir tur ekibi bu kitabı tanıttı ama biz de yapmakta bir mahsur görmedik.
Diren Aşk Tur Takvimi
24 Şubat Pazartesi
http://matmazeella.blogspot.com/ - Tanıtım Videosu

25 Şubat Salı
http://paraseninjoe.blogspot.com.tr/
 - Ön Okuma

26 Şubat Çarşamba
http://www.ilkeee.com/
 - Alıntılar

27 Şubat Perşembe
http://coloredbooks.blogspot.com.tr/ 
-Karakter Analizi

28 Şubat Cuma:
http://oburkitaplik.blogspot.com/
 - Yazar Hayatı

1 Mart Cumartesi:

http://kitapmaceralari.blogspot.com.tr/
 - Yazarın Eserleri

-------------------------------------------------------------

Kitap Tiryakileri 1.Blog Turu : Şans Bilekliği
Kitap Tiryakileri 2.Blog Turu : Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı
Kitap Tiryakileri 3.Blog Turu : Kayıp Mürekkep
Kitap Tiryakileri 4.Blog Turu : Manastır







2 Ocak 2014

Kitap Tiryakileri ile 4. Blog Turu : Manastır - Chris Culver || Ön Okuma

Hepinize yeni yılın ilk yayınından Merhabalar! Kitap Tiryakileri blog tur ekibinde olduğumu hepiniz biliyorsunuz. Sizler için incelediğimiz Manastır kitabının belki merak edersiniz, belki birine hediye edeceksinizdir fikir sahibi olmak istiyorsunuzdur diye ön okumasını sizlerle paylaşmak istedik. 
Kitap ile ilgili yorumum B U R A D A



31 Aralık 2013

Kitap Tiryakileri ile 4. Blog Turu : Manastır - Chris Culver || Yorum




Kitabın Adı:
 Manastır
Orijinal Adı: The Abbey
Yazarı: Chris Culver
Çeviren: Meryem Karadağ
Yayın Evi: Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı: 421
Tür: Polisiye, Gerilim, Gizem






750.000 Kopyadan Fazla Satan ve Satış Rekorları Kıran Bir Kitap Fenomeni...

Davayı Hızla Çözmesseniz Başkalarının da Hayatını Tehlikeye Atarsınız...

Ash Rashid, artık cinayet soruşturması yürütme düşüncesine dayanamayan eski bir cinayet masası dedektifidir. Önümüzdeki yıl işinden tamamen ayrılacaktır. Planı budur, en azından yeğeninin cesedi şehrin en varlıklı insanlarından birinin evinde bulunana kadar. Adli tabip, ölüm nedeninin aşırı doz olduğunu söyler ama bu pek de mantıklı bir açıklama değildir. Ash, yeğeninin katilini bulmak için emirlere karşı gelerek bir soruşturma başlatır ancak, araştırmaya devam ettikçe en yakınlarını giderek daha çok tehlike altına soktuğu, karmakarışık bir davanın içinde bulur kendini. Eğer davayı çabucak çözmezse toprağa vereceği tek aile üyesi yeğeni olmayacaktır.

"Chris Culver, önümüzdeki yıllarda takip edeceğimiz bir yazar." "Manastır ruhu geliştiren ve diğer pek çok polisiye romanından ayıran özellikleri, ilgi uyandıran Müslüman-Amerikalı dedektif Ash Rashid ve kültürün kalbi Indianapolis'tir her ikisi de cesur seçimler. Chris Culver yıllarca takip edilecek bir yazar."
-C. J. Box, New York Times Satış Rekorları Kıran Breaking Point and The Highway'in Yazarı-

"Ash Rashid sert fakat merhametli bir kahramandır. Chris Culver, polisiye romanlarda cüretkar yeni bir ses." "Manastır, zekice ve merak uyandıran bir dedektiflik romanıdır ve Ash Rashid, sert ve fakat yumuşak kalpli bir kahramandır. Chris Culver, polisiye kurguda cüretkar yeni bir ses. Fazlasıyla tavsiye ederim."
-Jeff Abbott, New York Times Satış Rekorları Kıran Downfall'un Yazarı-

Benim Yorumum

Sanırım okuduğumu hatırladığım ilk polisiye bir kitap. Şaşırmış olabilirsiniz ama ben çok okumazdım öyle polisiye. Ama artık öyle değil. Diğer türlere haksızlık etmemek için her tür okuyorum. Nacizane yorumlarımı da sizlerle paylaşacağım, şimdiki Manastır kitabı da bunlardan birisi. İlk defa okuduğum bir yazar Chris Culver...
Kapağından başlamak gerekirse kitabımıza çok ahım şahım değil ama polisiye kitap için normal bir kapak. Siyahla boyanmış bir dedektif.
Manastır polisiye serinin ilk kitabı. Serinin ikinci kitabı ise, The Outsider...
Ash, 34 yaşında başsavcılığa çalışan, aynı zamanda da bir hukuk öğrencisi olan, evlilik yıl dönümünde yeğeni Rachel'in ölümü ile ilgili davaya bakan bir dedektif çavuş. Ash bir müslüman ama yazarın müslümanlık hakkında yeteri kadar bilgisi olmadığı ise konu ilerdedikçe gayet net görüyoruz, inancı islam olan bir toplum insanı olarak. Sabah namazını bayağı da bir geç kılıyor mesela Ash. Gerçi kitaba devam ettikçe, yazar tıkandığı yerde Ash'e namaz kıldırmış gibi :) Yeğeni Rachel'in sevgilisi suçunu kabul ettiğini söyleyen bir mektup yazarak kazığa atlayıp intihar ediyor, ama bu mektup Ash'i ikna etmiyor. Davadan çekilmesi sağlandığı, dava kapandığı halde kendi davasını kendisi araştırıyor. İlerledikçe çok değişik şeylerle karşılaşıyor. Rus gangasterlerinin işe karışacağını, hatta olayın baş kahramanı olduklarını, bir gurup vampir olduğunu iddia eden topluluğun uyuşturucu kaçakçılığı çetesi olduğunu ve yeğeniyle aynı okuldan olan toplamda 4 çocuğun ölümünün bunlarla bağlantılı olduğunu öğrenmesi bunlardan sadece bir kaçıydı. Ama kötüler hakkında bu kadar çok bilgi bilen eğer o kötülerin ekibine katılmazsa veya o ekipten değilse, sevdikleriyle birlikte tehlike altında demektir. Ash davayı çözdü mü? Sonunda neler oldu? Hepsi bir merak konusu ve cevabı sadece kitapta. İlk okuduğum polisiye kitabı olmasına rağmen beni çok da tatmin etmedi. Sanki çok bilgisi yoktu yazarın polislik hakkında da cinayetleri ve ipuçlarını çok yüzeysel geçmişti. Kötü müydü kita, tavsiye etmem mi?
Asla! Okunabilecek ve güzel bir kitap.

30 Aralık 2013

Kitap Tiryakileri ile 4. Blog Turu Manastır - Chris Culver // Ash Rashid Serisinin Kitaplarına Göz Atmaca


Serinin ilk kitabı : The Abbey
Serinin ikinci kitabı : The Outsider



Yurtdışında kitabın kapağı bu şekilde
Manastır (The Abbey)
Ash 34 yaşında, başsavcılığa bağlı çalışan bir dedektif çavuş, aynı zamanda da hukuk öğrencisi, evlilik yıl dönümünde yeğeni istemeden de olsa ona acı bir hediye vermiştir. Rachel nasıl öldü?Yeğeninin soruşturmasını yürütmek zorunda kaldığı davada adli tıp Rachel'in aşırı doz uyuşturucu ile intihar ettiği kanaatine varır. Ash buna inanmak istemez. Üstelik Rachel'in erkek arkadaşı (o bir milyonerin oğlu) da yeğeninin öldüğü aynı evde, şehrin en zengin vatandaşlarından birinin misafirhanesinde  bulunur. Bu ise Ash'in konu hakkında merak uyaranlarını yeteri kadar tetiklemiştir. Gizli saklı kendi soruşturmasını devam ettirdi. Rus gangasterlerinin işe karışacağını, hatta olayın baş kahramanı olduklarını, bir gurup vampir olduğunu iddia eden topluluğun uyuşturucu kaçakçılığı çetesi olduğunu ve yeğeniyle aynı okuldan olan toplamda 4 çocuğun ölümünün bunlarla bağlantılı olduğunu kendisi görecekti. Bakalım nasıl kanıtlayacak? Kitaba bakın bence.





The Outsider
Bu kitapta Rashid cadde üzerinde bir kadının cinayetini araştırmaktadır. O kurbanla arasında zayıf bir bağlantı vardır. Bunu ise dava ilerlemeden öğrenecektir. 
Kadın o çok sevdiği biricik kızı Megan'ının arkadaşlarından birinin annesidir.Bu kitapta Ash sıradan bir kadın ölümü olmadığına inanarak soruşturma başlatır, sonunda hırs, yolsuzluk ve organize suç kendine yol açar. 
Soruşturma ile birlikte, bir dava daha olup olmadığının takibi ya da yok gibi nihai kararın belirlenmesi için takip edilecek prosedürler vardır. Fakat Ash bunun ne kadarına kulak asacaktır?





17 Aralık 2013

KİTAP TİRYAKİLERİ 3. BLOG TURU: Kayıp Mürekkep - Gazi Karasu || Kitap Yorumu

Şiir benim için apayrı yere sahiptir. İlkokuldan liseye kadar okul çaplarında çeşitli derecelerim olan şiirler de var ama tabi ki amatörce. Kitapta, yazarımız Gazi Karasu'nun hayatından kısa hikayeler, bir nokta üzerine yoğunlaştığı konular var. Şiirlerinde fazla bulduğum eski kelimeler olmasına rağmen hakikaten çok beğendim. Başucu kitaplarım arasına eklendi yazarımızdan her bir tur arkadaşımıza imzalı olarak gelen kitabı. Anlattığı hikayelerden bunu ben de yaşadım dediğim noktalar da var. Ne güzel dillendirmiş dediğim yerler de. Bu kitap çerez tadındaydı biz tiryakiler için. 112 sayfa. Sayfa sayısı bile bana çağrışım yaptı. Yani acil tedavi kitaplarından. Eline alıp sonunu görene kadar okumayacaksın. Her canın sıkıldığında, duygusallığa acıktığınızda artık her satırını ezberleyene kadar arada sırada elinize almalarla okuduğunuz bir kitap olmalı bence bu kitap. Zira ben öyle yapmaya devam edeceğim. Şiire maalesef ki romanlardan daha az değer verildiği bu dönemde işleri çok zor şairlerimizin. Hele de bu işte başlangıç seviyede olanlar için. Sonuçta kim Necip Fazıl'ın kitaplarından almak dururken gider de Gazi Karasu'yu unutmaz alır. Şiir üzerinde hele ki kalıplaşmışız. Aslında belki bizde çok açızdır ama bizi doyuracak yeni şairler olmadığından hep eskiler daha değerlidir. 
Şairler gerçekten mesleğini icra edebilen insanlar. Bu dünyada yaşamıyorlar sanki. Her kelimeye binbir türlü anlam yüklemek kolay değil ki. Bize göre okula, işe giderken gittiğimiz yol hep aynı yoldur. Ama onlar her gün sanki farklı bir yoldan gidiyormuş gibi yaşarlar günlerini. Bir nevi fotoğraf sanatçıları da böyle bence.
Şairliğin temellerindendir bence devrik cümleler. Ama bu kitapta anlam karışıklığı yaratabilecek düzeyde fazla olduğu yerler vardı.
İç dünyası fazla derin olduğundan emin olduğum yazarımızın ilk kitabını okumuş olmak beni memnun etti. İlk'ler hep özeldir çünkü. Bizler için yazarların ilk kitapları da özel. Çünkü tabiri caizse yazarı çocukken görüp kademe kademe gelişmesini inceleyebiliyoruz. Kendisine başarılarını artırarak ilerlemesi temennimi sunarken bana verdiği hoş sohbeti ve desteği için teşekkür ederim. Kendisi hemşehrimdir.

15 Aralık 2013

Kitap Tiryakileri ile Blog Turları Devam ediyor. Tur 3 : Kayıp Mürekkep / Gazi Karasu


Sıradaki blog turumuzda Kahramanmaraş'lı yazarımız, hemşehrim Gazi Karasu'nun her birimiz adına imzalı gönderdiği kitabını yorumlayacağız. Hatta size bir süprizim de olabilir. Röportaj 18 Aralık'da bu blogda olabilir mi dersiniz?


12 Aralık 2013

KİTAP TİRYAKİLERİ 2. BLOG TURU: Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı - Lola Shoneyin || Yorum

Kitabın dışından başlayalım. İçinde anlatılanlara benzer birşeyler yapılmak istenmiş ama çok dikkat çekici bir kapak denemez. Ama dıştan baktığımda tarihi bir kitap gibi görünebilir sizlere. Böyle Afrika ülkelerinin tarihi ile ilgili diyebilirdim kapağa bakarak.
Kitabı bir günde bitirebilirdim ama bitiremedim. Nedeni ise ısrarla çevirmeyi anlamamış olmam. Yani sanki kelime kelime çevirilmişti. Tamam çevirmen kendi duygusunu da katmasın ama anlamamızı da sağlasın. Bir benzetme yapayım mesela 'Kediye süt aldı. Kar yağdı.' demek var 'Kar yağarken kediye süt aldı.' demek var değil mi? Hepimiz de ikinciyi daha iyi anladık. Ama çevirmenimiz ilk örneğime benzer türde çeviriler yapmış çoğu yerde. Bu nedenle kitabı anlamak için hayli emek sarf ettim ve bir günde bitiremedim, okumaktan sıkıldım.
Kitabın konusu ise, adından belli aslında. Baba Segi adında bir adamın 4 eşi ile ev hayatı anlatılıyor. Bolanle yani dördüncü eşten başlanarak anlatılıyor kitap. Kitabın konusu ise Nijerya'da geçiyor.
Baba Segi, iri yapılı, kadınlara zaafı olan ama kadınları çocuk için araç olarak gören embesil bir adam. İya Segi ilk eş. Baba Segi'nin sözüne en çok değer verdiği eşi. Para hırsı yüzünden evladını gözünden çıkaran bir kadın. İya Tope ise ikinci eş. Bolanle'ye iyi davranmak isteyen ama diğer iki eşten çekinen korkak, çocuklarına kıyamayan korkak eş.
İya Femi üçüncü eş. Bencil ve kinci bir kadın. Sadece intikam almak için yaşıyor. Bolanle Baba Segi'nin dördüncü eşi. Eğitimli ama kendine güveni olmayan bir kadın. Sessiz, sakin. Annesinin gözde kızı. Baba Segi gibi bir cahille olmasınınsa tek sebebi var. Zaten bu da kitabın kilit noktası. Ve bu kilit nokta 70.sayfadan sonra kendiliğinden meydana çıkıyor. 70. sayfada eşlerin Baba Segi'yle evlenmeden önceki hayatları anlatılmaya başlanıyor çünkü. Bolanle hor ve hakir görülüyor Baba Segi ve diğer kadınlar tarafından. Çünkü çocuğu olmamaktadır. 
Küçük bir ayrıntı vereyim sizlere, zaten sanırım kitap tek bu bilgiyi kattı bana. 'Iya' 'anne' demekmiş o yüzden Bolanle'nin adının önünde Iya yok ;)

Sonuç olarak, beğenmediğim bir kitabı zorlana zorlana okudum. Kitabın konusu güzel ama edebi yönü yok, olayı kurgulayan yazar baştan açık etmiş insanın kitabı sonuna kadar okuma isteği kalmıyor vs. vs.

Kitaptan alıntılarıma bakmak isterseniz buyrun

KİTAP TİRYAKİLERİ 2. BLOG TURU: Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı - Lola Shoneyin || Alıntılar



Kitap Adı: Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı
Özgün Adı: The Secret Lives of Four Wives
Yazarı: Lola Shoneyin
Çevirmen: Aslı Tümerhan
Yayınevi: Feniks
Sayfa Sayısı: 290 
Piyasa Fiyatı: 18 TL
“ Talaka nwa paki
Olowo nwon’resi
İgbi aye nyi o

Ko s’eni to m’ola

Monyak ununu çaresizce arıyoruz
Zenginler ise ölçme kasesiyle pirinç yiyor
Dünyanın devri değişti
Kimse yarın ne olacağını bilmiyor.” (Sayfa 28)


Taju organize yas tutma ritüelini sağlamak üzere kapının etrafında duran güvenlik görevlilerinden birine, “Nereye park edebilirim?” diye sordu.
Adam uzaklaşırken “Park görevlisi gibi mi duruyorum?” diye bağırdı.
“Pardon. Çalışmak için burada olduğunu düşünmüştüm. Buranın babanın salonu olduğunu fark edemedim.” Diye tıslayan Taju tekerleklerini gıcırdatarak uzaklaştı.(Sayfa 42)


“Sükunet suçüstü yakalanan birinin vereceği tepki değildir.” (Sayfa 78)

“Çocuk yapmak için bir kocaya ihtiyacın var. Dünyanın evde kalmış koca karılara hiç tahammülü yok. Onları tükürüp atıyor.(Sayfa 122)

“intikam için ne kadar beklerseniz o kadar tatlı olur.” (Sayfa 159)

“Tanrım, ruhunla beni ört. Ört ki düşmanlarım utancıma gülmesin. Meleklerini gönder ki beni kanatlarıyla örtsünler. Kızına zulmetmek isteyenlerin intikamını al. Başlarına kükürt ve ateş yağdır! Utandığım anımda şeytanın beni çarpmasına izin verme!”(Sayfa 198)


“Derler ki, gerçek kendini sonsuza dek saklayamaz. Kendini bir kuyunun dibine bile saklasa, bir gün, kuraklık onu açığa çıkarır.”(Sayfa 252)


“…kelimeler söylenip söylenmeyeceklerine veya ne zaman söyleneceklerine karar vermezler, ama atalarımız kelimelerin de söz hakkının geleceğini söyler.”(Sayfa 254)

“Polis neredeydi? Neden araştırma veya gazete haberi yoktu? Neden biliyor musunuz? Söyleyeyim: Zenginler bu dünyaya sahip ve fakirler bir hiçten ibaret.”(Sayfa 262)


“Umut olan yerde hayat da vardır.”(Sayfa 270)


Bir sinek tarantulanın elindeyken nasıl savaşabilir ki?

''Çoğu insan ekme sezonunu iple çekerdi ama ben bundan nefret ediyordum. Çapalamaktan hiç hoşlanmıyordum ve ağır sulama kaplarının yok olmasını istiyordum''(Sayfa 95)

''Sıçana kurumuş et parçaları yapışmıştı. Ağzı kırmızı bir iple bağlanmıştı. Başının tepesine on santimlik bir çivi geçirilmişti, kafatasını paramparça eden çivi ta kemirgenin boğazından çıkana kadar itilmişti.''(Sayfa 74)

Kitap hakkında yorumuma bakmak isterseniz buyrun
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
^^ TUR TAKVİMİ ^^
Kitap Tanıtımı ve Tanıtım Videosu: Obur Kitaplık
Kitap Tanıtımı ve Ön Okuma: Cadının Kozmetik Kazanı
Karakterlerimizi Tanıyalım: Kitap Maceraları
Yazarımızın Hayatı: Kanalizasyon Balığı
Yazarımızın Eserleri: Colored Books

7 Aralık 2013

Kitap Tiryakileri 2. Blog Turu // TUR TAKVİMİ

Kitap Tiryakileri ile blog turlarımızın devam ettiğini duyurmuştum sizlere. Ve bu ay yapacağımız üç turdan ilkinin takvimi karşınızda, buyrun. 
Her turumuzda bir konuk yorumcu ile birlikte kitaplarımızı yorumlamaya devam edeceğimizi bildirmiştik. Bu blog turda ekibimize kısa süreliğine dahil olan blog arkadaşımız CADININ KOZMETİK KAZANI blogunun sahibesi İlke Hanım. Blogunun isminde kozmetik yazmasına bakmayın aslında kendileri çok da iyi bir Kitap Tiryakisi'dir. Ben de kitap tiryakisiyim, ben de sizlerle olmak isterim diyorsanız şu yayınımı incelemenizde fayda var. Sevgiler.

2 Aralık 2013

Kitap Tiryakileri ile Blog Turları Devam Ediyor...

Kitap Adı : Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı 
Yazar Adı : Lola SHONEYIN
Çeviren : Aslı Tümerkan
Sayfa Sayısı:  230
Türü: Roman
Yayın evi: Feniks Yayınevi
I.Basım Yılı: Aralık 2013
Kitabın Özgün Adı : The Secrect Lives of the Four Wives

Arka Kapak Yazısı
Geçmişindeki sırlardan kurtulmak isteyen üniversite mezunu genç kadın Bolanle, kendisini hiçbir şey sormadan olduğu gibi kabul eden cahil tüccar Baba Segi ile evlenmeyi kabul eder. O artık pahalı giysilerin, bol yiyeceğin, cömert aylık ödeneklerin olduğu büyük bir aileye en genç ve en eğitimli dördüncü eş olarak dâhil olmuştur. Eşlerden Iya Femi paraya tutkuyla bağlı, huysuz ve bencil bir kadındır; Iya Tope ise yumuşak başlı ve iyi niyetlidir, ama diğer eşlerin teröründen sinmiş bir haldedir; ilk eş olan Iya Segi ise acımasızdır ve ölümcül sonuçlara meydan verecek hırslara sahiptir.Genç, güzel ve eğitimli Bolanle kısa sürede Baba Segi'nin gözdesi olur. Onun varlığını diğer eşler bir tehdit olarak algılamakta ve güzel rakiplerinden kurtulmak için entrikalar düzenlemektedirler. Ama herkesin hayatı sırlarla doludur ve bunlar, Bolanle'ın bilmeden de olsa ortaya çıkaracağı güne kadar eşlerin sessiz ortaklığı ile gömülü durmaktadır. Aile içi günlük çekişmeler ve hırslar herkesi adım adım bir trajediye doğru sürüklemektedir.Nijerya'da ve hatta Afrika'nın pek çok yerinde kadının aile içindeki yerine, geleneklere ve günlük hayata dair ipuçları veren roman aynı zamanda binlerce kilometre uzakta da olsa kadının toplum içinde yaşadığı zorlukların nasıl da aynı olduğunu gösteriyor.

Kitapla ilgili yorumum : burada
Kitaptan alıntılarım : burada

30 Kasım 2013

TİRYAKİ DERGİ ÇIKTI !

Merhaba arkadaşlar. Kitap Tiryakileri ile blog turumuzu artık biliyorsunuz. Farklılıklarımız var deyip durduk ve artık o farkları göstermeye de başladık. İşte her ay çıkacak TİRYAKİ DERGİ'nin ilk örneği!


Neler varmış içinde öğrenmek istemez misiniz? B U Y R U N







29 Kasım 2013

KİTAP TİRYAKİLERİ İLE BLOG TURUNA DAVETLİSİNİZ

Kitap Tiryakileri ekibinde olmaktan ne kadar mutluluk duyduğumu bilemezsiniz. Bu yazımda da bu ekipte olmaktan mutluluk duyacak arkadaşlara bir kereliğe mahsus bizimle kitap okumak isteyip istemeyeceklerini soruyorum. Bizimle birlikte her turumuzda bir kitap tiryakisi arkadaşımız da okuyup yorumlarını esirgemiyor. 
Bizimle olmak isteyen arkadaşlardan sadece iki isteğimiz var, şu linkte olduğu gibi konuk yorumcumuzun da bir fotoğrafı ve kısaca kendini tanıttığı bir yazı...
Katılmak isteyen arkadaşlarımızın kitaptiryakilerii@gmail.com adresine mail atmalarını rica ediyorum. Sevgiyle kalın.



16 Kasım 2013

KİTAP TİRYAKİLERİ 1. BLOG TURU 6. GÜN: Şans Bilekliği - Cathy Lamb || Kitap Yorumu

Kitap Tiryakileri ile Blog Turumuzda hepimiz kitabımızı yorumlayıp kendi blogumuzda yayınlamış ve bu turumuzu sonlandırmış bulunmaktayız. 1 Aralık'ta yayınlanacak olan dergimizde yazarımızla ilgili, Ephesus Yayınlarıyla ilgili ve bizi bekleyen sürprizlerle ilgili yine karşınızda olacağız. 


ŞANS BİLEKLİĞİ

Kitap Adı: Şans Bilekliği
Özgün Adı: Such a Pretty Face
Yazarı: Cathy Lamb
Çevirmeni: Deniz Beril Bacaklılar
Yayınevi: Ephesus
Türkiye Yayın Tarihi: Ekim 2013
Sayfa Sayısı: 437
ARKA KAPAK YAZISI
 Rüzgarla Gelen'in yazarından yüreklerde iz bırakacak yepyeni bir hikâye...

Bu sıcacık, eğlenceli ve içtenlikle anlatılmış öyküde eski yaşamını tamamen bir kenara bırakan ve ilk kez kendini keşfetmeye çalışan unutulmaz bir kadın bulacaksınız.

Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie doğar.

Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevie'nin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.

Stevie'nin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevie'nin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.


Benim Yorumum

Kitaba kapağına aşık olarak başladım. Kıyamam okumaya dedim ama başardım. Nedense son zamanlarda süslü püslü kapaklı kitaplara ilgim var. Bir de pembenin soft tonlarını seviyorum.Oterite manyağı bir enişte. Stevie Barret', şizofren annesi, annesine bakan anneannesi ve dedesi ile büyümek zorunda kalan bir çocuk. Ta ki annesinin Sunshine'ı (Stevie'nin kız kardeşi) ve kendisini öldürmesini takiben anneannesi ve dedesinin de ölmesine kadar. Sonra bu başta bahsi geçen enişte devreye giriyor. Ve kitapta geriye dönüşler yapılarak, olaylar bölüm bölüm anlatılarak ve her bölüm bir öncekinin devamı değilde daha öncekinin devamı gibi devam eden Stevie Barret'in hayat hikayesi ele alınıyor. Farklı bir mizah duygusu var kitabın. Ama şu da bir gerçek ki BEN ASLA STEVİE BARRET olamazdım, onun gibi davranamazdım. Ancak onun kitabın sonuna doğru çözülen, asıl karekterine kavuştuğu, baskıladığı duygularını yaşamaya başladığı zaman ki insan olabilirdim.Kitabı ve kitabın konusunu başlarda çözemedim, ortalara gelince anlamaya başladım. Çünkü olayları ortadan anlatmaya başlamıştı yazar. Sondan geriye gelmemişti, geriden sona da... Stevie'nin hayatının ortasından -tabiri caizse dönüm noktasından- başlamış ve biraz şu anı, biraz ilerleyen yaşamını, biraz da geçmişten olayları vererek ilerletmiş satırlarını. Karışık gibi gelmiş olabilir size ama ben beni düşündüren kitapları severim.Belirgin bir şekilde eleştirebileceğim bir özelliği ise, yazar kitabının sonunu mutlu bitirebilmek adına baya bir fevri davranmış. Okuyup bitirdiğim halde hala kitaptakiler kafamda düşünceler halinde dolanmakta, beni düşündürmekte ısrarcı davranmakta. Bu da benim çok hoşuma gitmekte.Kitaptan çıkardığım izlenimime göre yazarımızın hayal gücü oldukça geniş.Hatta baya baya zırvalaya biliyormuş.Nasıl mı? Bilmem önce komuta merkezine sormam lazım... Eğer Punk izin verirse.Sonunu sevemediğim kitabı daha fazla eleştirmeden yorumumu kesiyor, sizin de hayatın bazı var olan ama yok gibi davranılan gerçeklerini okumaya ihtiyacınız varsa kaçırmayın diyorum. Eğer susmazsam beğendiğim bu kitap hakkında daha uzun süre yazabilirim.Bakın mesela ben bu kitabını okuyunca Rüzgarla Gelen adlı kitabını er ya da geç okuyacak kadar merak ettim.
Kitabın Yazarı Kimdir? : B U R A D A

Kitapla ilgili tanıtım için (Colored Books)
Kitaptan alıntılar için (Kanalizasyon Balığı)
Kitap hakkındaki yorumlar (Kitap Maceraları)
Kitap yazarının kim olduğu hakkında bilgi (Şurada)
Yazarın tüm eserlerinin kısaca anlatıldığı yazı (Obur Kitaplık)