2 Aralık 2014

VE IŞTE SONUNDA...

Merhabalar beni takip eden veya unutmayan ulaşan Arkadaşlarım. Çok ama çok uzun bir aranın ardından hemen her gün yazacak olan blog dünyasının naçizane fertlerinden birisi olan bendeniz tabletime blogger uygulamasını indirmenin sevincini can-ı gönülden yaşamaktayım 😄
Bakalım tabletten ilk yayınımız nasıl görünecek yani yazı stilimi falan becerebilecek miyim? 😄
Neler yazacağımı bilemedim ama kitap yorumlarıma Yarından itibaren başlıyorum.
Tüm Kitaplarını sırayla yorumladıktan sonra EPHESUS yayın evinin hangi kitaplarla ilerleyeceğiz ve kitap dışında neler paylaşacağım sizlerle 😄 ben de bilmiyorum ama kendi dünyamın bir parçası olan bloguma uğradığınız ve zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Not: Yazmaya başlıyorum. Ufak yollu . Dualarım herkese...

31 Ekim 2014

Aşık Kim? - Vefa Enver // Kitap Tanıtımı




KİTABIN ADI: Aşık Kim?

YAZARIN ADI: Vefa Enver

YAYINEVİ: Ephesus

TÜRÜ: Aşk Romanı

SAYFA SAYISI: 552

BASKI: Ekim, 2014




Nehir; yirmi iki yaşına kadar ikiz kardeşi Irmak’ın ihtişamlı varlığının gölgesinde kalmış, sade ve duru güzelliğine tezat duygusal ve karmaşık kişiliğe sahip bir genç kız…

“Biliyor musun, senin vakti gelince açacak bir gonca olduğunu düşündüm hep ve bence artık vakti geldi, Nehir. Bunu daha fazla uzatmanın anlamı yok. Kendine güvenmeli ve tüm güzelliğinle açmalısın. Ayrıca titreyip durmaktan da vazgeç. Bırak karşındakiler titresin.”
O iflah olmaz bir hayalperest, umutsuz bir romantik. Mükemmel erkeği bekleyecek kadar saf olmasa da, kendi için mükemmel olanı bekleyecek kadar inatçı ve kararlı…

Bakışlarını gökyüzüne çevirip, umutla parlayan aya baktı. Ve kendi kendine mırıldandı. “Acaba bir gün kendi peri masalımın başrolünü oynayacak mıyım?”

Fakat konu erkekler, daha doğrusu Mert olduğunda, tam anlamıyla inatçı ve sivri dilli cadının teki oluyor…

“Ne kadar edepsizsiniz, Mert Bey!”
“Elimde değil Nehir Hanım, sizi görünce edepli halimden eser kalmıyor!”


Mert; istediğini elde etmeye alışmış, genç, hırslı ve başarılı bir iş adamı. Aşka inanmayıp, evliliği aileler arasında bir çeşit iş anlaşması olarak görüyor...

Evlilik, Mert için görevden başka bir şey olmayacaktı. Asla aşk evliliği yapmayacağını biliyordu. Zamanı geldiğinde, çıkarları doğrultusunda en uygun seçimi yapacağından şüphesi yoktu. Yine de önünde Nehir’e doyacağı uzun bir süre vardı.


O, âşık olduğu kadına sahip olmak için her şeyi göze alabilecek derecede çılgın, ama onunla evlenmek istemeyecek kadar katı mantıkla hareket eden bir erkek…

“Ah, yani âşık olacak kadar özelim ama evlenecek kadar değil. Öyle mi? Neden? Yeterince zengin olmadığım için mi?”


Mert’in Nehir’den vazgeçmeye niyeti yok. Nehir’in ise mükemmelden daha azına razı olmaya…


Aşk, tutku, iniş ve çıkışlarla dolu bu ilişkideki çekişmeleri sonlandıracak hangisi olacak dersiniz?


Aşk mı, mantık mı?

14)Ahlaksız Ritim - Olivia Cunning // Kitap Yorumu


Kitap Adı: Ahlaksız Ritim
Yazar: Olivia Cunning
Orijinal Adı: Wicked Beat
Çeviri: Tuba Özkat
Yayınevi: Ephesus Yayınları
 Sayfa Sayısı: 456
Basım: 2014
Seri: Günahkarlar Turnede #4 // Sinners On Tour #4 

Sert Müziğin Ahlaksız Ritimleri Sizleri Çağırıyor

Efsanevi davulcu Eric Sticks, heavy metal grubu Günahkârlar'ın yeni ses operatörü Rebekah'yı görür görmez, genç kıza vurulmuş ve ona sahip olmaya ant içmişti. Tabii, genç kızı her gördüğünde ayaklarının birbirine dolanması ant içmekten sayılırsa!

Ancak ne yazık ki, uzun zamandır gitarist Trey Mills'e hayranlık besleyen Rebekah, yalnız kovboy Sticks'e pek fazla ilgi göstermiyordu.

Genç kız, tuhaf bir espri anlayışı ve galaksi genişliğinde bir kalbi olan uzun boylu, uçuk kaçık ve biraz da şapşal davulcuya âşık olacağını tahmin edebilir miydi?

Zaman zaman boşboğazlığa kaçan açık sözlülüğü ile genç kızı kahkahalara boğan ve gösterdiği ilgiyle ona kendini çekici ve dayanılmaz bir kadın gibi hissettiren bir davulcu, eski sevgilisinin ona söylediği sözler yüzünden kadınlığına küsen Rebekah'yı yeniden hayata döndürebilir miydi?


"Biraz rock, birkaç dövme, büyük bir parça şehvet ve bolca eğlence!"
-Reading Angels-

Ahlaksız Ritim yine Olivia Cunning'in kaleminin konuşturduğu bir kitap olmuş.3.kitapta  ses teknisyeni Dave yaralı olarak kurtarılıyor ama uzun süre aralarında olamayacaktır Günahkarlar grubunun. Grup turne sırasında ses teknisyeni olmadan nasıl devam edeceklerini düşünürken Dave'in de önerisiyle kız kardeşi Rebekah işe alınır.
Dahiyane baterist Eric Rebekah'ya Dave'in hastane odasında gördüğü anda aşık olur.Peki Rebekah kim ve nasıl bir kız?  Yaşadığı acıların getirileriyle aykırı davranan kızımız ise Günahkarlar'ın Trey'ine aşık. Ya da öyle olduğunu sanıyor :).Bunu en baştan anlayan Eric asla pes etmeyecektir. 
Tutkulu Notalar kitabını çok sevmiştim ben. Brain ve Maria ayrı yere sahipler bende. Belki o aykırı yaşamın içerisinde duygusallık kokan bir aşk yaşanmasındandır. Ama bu kitapta ise bir çok konu ve duygu işlenmiş. Müzik, turne, aşk dışında biraz da acıya yer verilmesi diğer kitaplardan daha detaylı yer verilmesi beni daha da etkiledi. Eric'in eskiden beri taşıdığı kalp kırıklıkları, Rebekah'ın hayatını temelinden etkileyen bir rahatsızlık yaşamış olması... Ama hala Brain ve Maria'cıyım :)


30 Eylül 2014

13)Dikkat Aşk Çıkabilir - Asude // Kitap Yorumu



Kitabın Adı :
Dikkat! Aşk Çıkabilir
Yazarı : Asude 
Tür : Romantik / Komedi
Sayfa Sayısı : 519
Yayınevi : Ephesus
ARKA KAPAK YAZISI
Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar Ama evlendiler!

Uslanmaz bir asosyal olan İlkimin hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur. 



Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır.

Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.

Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerikaya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. 
Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?


Benim Yorumum
Asude Hanım'ın okuduğum ikinci kitabını yorumlamaya kapağından başlayacağım. Kitabı okumadan pek bağdaştıramadığım allı süslü bir kapak gayet dikkat çekici idi. Ama okudukça tasarımcının hakkını vererek çalıştığını görmüş oldum. Kitaptaki can alıcı noktalardan üç tanesi kapağa yazılmış.

Absürt bir tesadüf ile karşılaşan İlkim ve Martin'in evliliğe mecbur kalmalarını sonra bu anormal ikili arasında beklenmeyen aşkın filizlenmesini yazarımız yine kendi üslubu ile anlatmış, aşkı komediyle birleştirerek.

Kendini okutturan kitaplar derim ben bazı kitaplarıma bu da onlardan oldu. Ben eğlendim Asude Hanım'ın her iki kitabını da okurken.
İlkim : ders delisi ve özellikle biyoloji meraklısı kocaman çerçeveli gözlükleri olan, Martin'le yolları kesişene kadar, bu hayatta yapmaktan memnun olduğu şeyin derslere çalışmak olduğuna inanan, a plus asosyal, ilk bakışta hiç bir görsel cazibesi olmayan, ayrılmış bir anne babanın tek evladı.
Martin : karanlık işlerle içli dışlı olan, kaba saba olduğu kadar yakışıklı ve mükemmel tonda mavi göz rengi olan uzun boylu, varlıklı bir adam.

Ders delisi kızımız Türkiye'nin önemli profesörlerinden birisini asiste etmektedir. Onda yarınki sınavın sorularının olduğunu bilen Gizem asosyal İlkim'i zorla bir bara davet eder. Sodasına mayhoşlaştırıcıbir madde koyulduğunu bilmeyen İlkim, bu barda en olmadık adama çarpar, Martin Turner'e.

Bu şekilde başlayan ikilinin hikayesi mecburi bir evlilikle resmen başlar. Martin, İlkim'i de alıp Amerika'ya dönmüştür. Kibar olduğu kadar söz dinlemez birisi de olan İlkim, disiplin ve otorite delisi Martin'i çileden çıkarır. 
İlkim'in tek amacı Stanford Üniversitesi'ne gitmek iken garip bir şekilde başlayıp garip bir şekilde ilerleyen ilişkisinde, eşinden Martin'den ne kadar uzak kalabilirdi ki?

Ve bu formalite evliliğin aşk evliliğine dönüşmesine kim şaşırmazdı ki?
Çirkinler Kraliçesi İlkim ve yakışıklılık abidesi Martin.

Olacak iş mi yahu!
Ama oldu işte :)

Aşkın gücü, Martin'in evlenmekteki esas ama gizli amacının açığa çıkması ile evliliğin devam etmesine yetecek miydi?
Ben bu soruların cevabını buldum :)
Darısı size.

(Yazarın okuduğum diğer kitabı Pabucumun Ajanı ile ilgili yorumum için B U Y R U N)





25 Eylül 2014

12)Kara Kış Beyaz Düş - Fatma Erdek // Kitap Yorumu


Kitabın Adı : Kara Kış Beyaz Düş
Yazarı : Fatma ERDEK
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Yayın yılı : Mart 2014
Sayfa Sayısı : 400

"O gece Selim'in gözlerinde, inanmak istemediğim gerçeği okumuştum. Bütün varlığıyla doğru söylüyordu. Bana karşı hissettiği yasak aşk, onun kıblesi olmuştu. Bu aşka ibadet ediyordu. Söyleyeceğim, yapacağım hiçbir şey bunu değiştiremezdi. Yaşamaya ya daölmeye, aldırmıyordu." Annesinin mutluluğu için, iki ateş arasında kalmış bir genç kız... Ortak bir kaderi paylaşan, iki yaralı yürek...
****************
Yazarın okuduğum bir diğer kitabı Melekler Zamanı hakkındaki yorumum için; B U Y R U N


Kaliteli işler çıkardığından hemen her okurun emin olduğu bir yayınevinden çıkan Kara Kış Beyaz Düş romanını kapaktan başlayarak yorumlamak istiyorum.
Kardelen çiçeği vardır bilir misiniz?
Kışın soğukluğuna, karın tüm zorluğuna rağmen inatla gün yüzüne çıkan, ihtişamıyla bir çok çiçeğin içinde en özellerinden olan. Kitabın kapağında işte bu narin ve bir o kadar da inatçı çiçek kullanılarak kitabın ismine atıfta bulunulmuş. İçeriği ile de ne kadar uyuştuğunu kitabı okuyunca gördüm. Normalde her kitabın arka kapak yazısını okurum ama bu kitap bu konuda benim için istisna oldu. Sanırım bunun nedeni ise yazarın Melekler Zamanı adlı kitabından memnun olduğumdan, yazarın kalemine duyduğum güvendi.
Bazen bir yudum nefes, bir avuç mavi ve bir tutam özgürlük, bir ömre bedeldir.
Benim Yorumum
Bir gecede okuduğum bir kitaptı. O an için ruhuma iyi gelmişti fazlasıyla, bırakamazdım elimden. Alıntılar yapmama nedenim de bu. Satırların arasında anlamlar yoktu. Diğer kitabı gibi yoğun bir anlatımı, durup durup okunulası uzun ve anlamlı cümleleri yoktu bu sefer yazarımızda.
Zaten şiir için bu imkan çok normalken romanda insan ister istemez akıcı olsun zihni yormasın istiyor. En azından zaman zaman.
Ama bu kitaptaki cümleler kısa olsa da her cümle mânâ yüklüydü, okuyucuya direk geçen.

Zeynep; mağrur duruşuna ve uysallığına rağmen hukuk okuyan genç bir kız. Annesi genç yaştan dul kalınca dıştan mükemmel ötesi görünen bir üvey baba ile büyümek zorunda kalan her türlü maddi imkanı bulabilen bir kız.
Selim; emekliliğini yaşayan, ziyadesiyle zengin, birtakım alışkanlıkları olan planlı, programlı kitabın ilerleyen sayfalarında şizofrenik davranışları olan ve Zeynep'e son darbeyi çok güzel yapan bir adam.
Güven; Zeynep'in üvey babamdan kaçabilme umuduyla geçici görev için gittiği Erzurum'da tanıştığı asker bir insan evlâdı.
Akgül; Zeynep'in Narman'da bulduğu benzer kaderlere sahip olduğunu düşündüğü kitapta geçmiş zaman ve şimdiki zamanla anlatılan Zeynep'in hayatının kırsal kesin versiyonudur. AmaAkgül'ün özeline inilmez, hep sırlıdır okurun anlayabileceği kadar sırlı sadece. Kitabın son sayfalarında bir ya da iki sayfada biraz açık şeyler bulabilirsiniz.

Zeynep'in hayatı anlatılıyor demiştik. Bölümler halinde bugün yaşadıklarının sebeplerinin neler olabileceği bir diğer bölümde geçiyor.
Zeynep üvey babasının tutucu davranışları ile hukuk okulunu bitirince annesinin hastalığından dolayı onu bırakmak içine sinmese de Selim'den uzaklaşmak uğruna Narman'da görev yaparken Güven ile tanışır. Karkız (Akgül) ile aynı evde yaşıyordu. Buna bir de Güven eklendi. Lakin Zeynep'in geçmişinin üzerindeki etkisinden dolayı bir takım sıkıntılar yaşarlar. Ve bundan sonrasında sizler için yorumlayabileceğim şeyler biter. Spoi vermemek adına susmam gerekir :)
Akgül'ü kurtarıp kurtaramadığını, eşiyle arasını düzeltip düzeltmediğini, Selim'in hazin sonunu ve kendisine neden şizofrenik dediğimi ve daha fazlasını kitabın satırları arasında bulabilirsiniz. 

''Son olarak az evvel beynimin ne kadar buhranlı ve dolu olduğunu gördüm. Fatma Erdek Hanım'a Güven yüzbaşı idi neden kitap biterken binbaşı dendi diye sordum. Yüz ile binden hangisinin büyük olduğunu beynim bu sıralar ters kodlamış.''

23 Eylül 2014

11) Pabucumun Ajanı - Asude // Kitap Yorumu


Kitabın Adı : Pabucumun Ajanı
Yazarı : Asude
Tür : Romantik - Komedi
Seri Sıralaması : 1 / 3
Yayınevi : Ephesus


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise Enler listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı.
Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.


Romantik komedi !
Bu kitapta bir Deniz karakteri var. Allah'ım o kadın bir harika...
Fazla olan özgüveni yüzünden çok sık başı belaya girse de bir şekilde sıyrılabilen kendini Himono Onna ( Yazar kitabının 23. sayfasında açıklamış bu kelimeyi. Himono Onna : Japonya'da kullanılan bir terimdir. İş hayatında ve dışarıda görüntüsüne dikkat etse de evinde tam bir pasaklı olan, dağınık aynı zamanda da evlenememiş kadınları ifade ederken kullanılır.) diye tanımlayan deli dolu ve işsiz bir bayan Deniz.
Güncel hayattan olayları veya kelimeleri kullanan yazarımız Asude gerçekten iyi iş çıkarmış. Facebook da bir fan sayfası olan Asude Hanım bu kitabının bir bölümünü sayfasında parça parça paylaşmış. Ben ise tamamını kitabından okudum.
Bir de Tuna Üstüner var. Yakışıklı denince akla gelen tüm özelliklere sahip ve bunun yanısıra yüklücede bir malvarlığı var.
Ben sizlere nasıl yollarının kesiştiğini söylemek istiyorum :)
Deniz iş aramaktan bitap düşmüş ve tamamen ümidini kesmiştir. Hatta büyük şirket sahibi patronlara o kadar sinirlenmiştir ki en son oturur bir CV yazar ve ilk gördüğü holdinge girer Ahmet Bey'in kuzeniyim diyerek kendini bir anda idare katında bulur.
Deniz Ahmet ismini sallamıştı ama en üst merci de birisinin ismini tutturmuştu.
Deniz'in CV'sini tüm patronlardan intikam almak için hazırlamıştı. Mesela o CV'den bir bölüm;
YABANCI DİLLERİşte benim uzmanlığım... Dünya üzerinde silinmiş, kullanılmayan Sanskritçe ve Latince, Uzay dili, Afrika Kabileleri Dili, henüz var olmayan Lanetusçe, Birleşmiş Milletler'in varlığını kabul ettiği resmî 192 ülkenin tüm şive ve lehçeleri dâhil bütün dilleri. Kuşdili, kedidili, ayrıca sizin gibi kibirli p.çlerin 'Beden Dili'ni de okuyabiliyorum. Ama bu dili henüz yazamıyorum.Umuyorum ki, sizi gözlemledikçe onu da yapacağım.
Varın devamını siz hesap edin :)
Bu Cv'ye ve kuzeni olmayan Ahmet gerçeğine rağmen Deniz işe girer.
Bir şekilde ayrılamaz Tuna ve Deniz ikilisi. Roman seyrettikçe Deniz'in sıradan bir bayanken hayatının nasıl şekillenip değiştiğini, ikilinin aşklarını ve esas bombayı bulabilirsiniz. Ben hem beğenerek hem de eğlenerek bir solukta okudum.
Bol okumalı günler dilerim hepinize.

Asude Hanım'a teşekkürler.




10) Grinin Elli Tonu - E.L James // Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Fifty Shades of Grey
Türkçe Adı: Grinin Elli Tonu
Seri: Fifty Shades #1
Yazar: E.L James
Çevirmen: Sevinç S. Tezcan
Sayfa Sayısı: 576
Basım Yılı: Eylül 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Tür: Erotik,Yetişkin


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.


Kitabı bir çok kişiden sonra okudum. Sizlere de daha geç yorumluyorum. Bundan sonra her gün bir yorum yayınlamaya çalışacağım ama bakalım nasip.
Edebiyat öğrencisi olan başrol karakterimiz Ana Steele. Edebiyat öğrencisi olan uysal ve sakin yapılı kızımız hem ev arkadaşı hem en yakın arkadaşı olan Kate hastalanınca onun için çok önemli olan bir görevi yerine getirmek zorunda kalır.Kate, okul dergisinin editörüdür ve aylardır okullarından mezun olan genç girişimci Christian Grey ile röportaj yapmayı beklemiştir. Ama röportaj günü kendisi hastalanınca Grey hakkında hiç bir bilgisi olmayan Anastasia röportaja gitmek zorunda kalır.Bu kitabı okumaya başlamadan önce BDSM BDSM, rızaya bağlı olarak fiziksel baskı ve kuvvetli duyusal uyarımın uygulandığı ve fantezi güç rolü oynamanın yapıldığı cinsel tercih ve kişisel ilişki türüdür ) bir kitap olduğunu düşünürken, okudukça böyle bir şey tanık olmam nerdeyse kitabın sonlarını buldu.Grey, Ana'dan etkilenmiştir ama kendisi o kadar farklı dünyanın bir insanıdır ki daha önce hiç erkek arkadaşı olmayan Ana, Grey ile bodoslama bir dalış yapacaktır ikili ilişki denen olguya.Sayfalarca süren bir BDSM anlaşmasını gizli kalması ön koşulu ile Ana'ya sunan Grey kitabın sonuna kadar bu anlaşmayı imzalattıramadı :) Lakin imza sadece bir formaliteden ibaret kaldı. Nasıl yani mi? Spoi veremem üzgünüm.Grey ne kadar güçlü,kararlı ve cinsel birliktelik konusunda alışılagelmişliğin dışında ise Ana o kadar mahcup, mazlum hatta ezik, daha önce bir erkekle birlikte olmamış tam bir acemi. En heyecanlı yerinde kesilen dizilerin haftaya ki bölümü gibi bitiyor bu kitap.
Serinin devamını henüz okumadım. Ama merak içerisindeyim :)







27 Ağustos 2014

İçim Taştı

Ne kadar masum seviyorum dediğin güvendiğin insanlar?
Ölüm bu kadar itici iken neden herkes ona doğru koşar?
Umut tükenmeye mahkumken neden hep “Bir Umut” der insanlar.

Sevdiğimiz yada güveniyorum dediğimiz insanların masumiyetinden şüphe etme nedenimiz aslında kendimizin de masum olduğuna dair inancımızın pili bitmek üzere olan bir akıllı telefona tıpatıp benzemesinden mi?
Yazarım da ben.
Hep soruyla gider karalamaya çalıştıklarım.
Bu kadar mı kararsızım .
Ne istediğini bildiğini sanan o büyük kitlede küçük bir parça mıyım bende?

Özlersin.
Gözlersin.
Fakat…
Daha çok beklersin.

Son mu . Yok .
Tek gerçek ölüm.
En acısı zulüm.

Can acıyor
Kalp kırılıyor.
İnsan usanmıyor.

Belki de bu dünyada sadece sıradan olma değil de kalma konusunda inatla kararlı davranıyor.
Farkı nasıl elde ederiz?
Sanırım farkındalıkla.

Zor değil.
İnsan zoru sever ama daima kolayı seçer.
Neymiş efendim?
Şu saatte bu şehirde bile silahlar patlar ufak çaplı çatışma çıkarmış…

İnsan kırmak kalp kırmak kadar olağanmış.
Dur dese de biri bana, dolanıyor hala.. Normalden çok çalışmaya çalışan bu beyin.
Yaşıyoruz iste.
Ölene değin.


23 Haziran 2014

Gelmek Üzereyim...

Bitmek üzere...
Yazmayı ve okumayı sevdiğim yadsınamaz bir gerçek.
Ama uzun zamandır yazamamamın nedenine şurada kısaca değinmiştim. Malesef hayatımın bana getirdiği sorumlulukların öncelikleri farklı olduğun için kısa bir müddet daha yokum.
Gerçekten az kaldı.

4 Temmuz'da KPSS sınavına girdiğimde bitecek inşallah...
Şu sıralar anayasa konferanslarına, tarih dersi tekrarlarına katılıyorum bolca.Üstelik bugün de denemem var gideceğim birazdan.
O kadar çok şeyler yaptım ki umarım aklıma gelir bir çoğu.


  • Bu metinde bahsettiğim ve bana ulaştırdığınız kitaplar okula teslim edildi aynı okula 'Madde Bağımlılığının Zararları' üzerine eğitim verildi hemşirelik okuyan diğer arkadaşlarım tarafından. Maalesef ben gidemedim bazı sebeplerden dolayı.
  • Kitap okudum bolca... (Geldiğimde her gün bir kitap yorumu sözüm vardı size unutmadım.)

  • Bir de aslında önceden başladığım ama yeniden başlamak zorunda kaldığım bir çiftlik oyununa merak saldım. HAYDAY adında. Belki oynayanınız belki bileniniz vardır :) Destek olabilirim her türlü. (Yazının sonuna facebook adresimi bırakacağım ekleyebilirsiniz oyun için ya da konuşmak istediğiniz her şey için.)
  • Blogum 22 Temmuz'da bir yaşını dolduruyor... Ne yapsam diye çok düşünüyorum. Fikirlerinizi de alabilirim gerçekten :) (Mail atar mısınız?)
  • Satış Blogum canlanacak... Özellikle de kitaplar olacak bolca...
Dualarınızı esirgemeyin benden olur mu?
Sizleri çok özledim.

Facebook


19 Mayıs 2014

9) Cellat - Cihan Erdem // KİTAP YORUMU



Kitabın Adı : Cellat
Yazarı : Cihan Erdem
Türü : Tarhi Bilim-Kurgu
Sayfa Sayısı : 387
Yayınevi : Ephesus Yayınları



''Tarih ile geleceği bütünleştiren, gizemli kapıları ardına kadar açan bir kitap.''                                      Osman Aysu


ARKA KAPAK YAZISI
İnsan ırkının gelmiş geçmiş en iri ve ürkütücü bedenine sahip, sadece öldürmeyi arzulayan dilsiz bir cellât.

Basit bir cümle ile anlatılamayacak kadar üstün zekâya sahip cesur bir asker, adil bir sultan ve gerçek bir kahraman; Yavuz Sultan Selim.

Kutsal kitap gibi taşıdığı Cellâtı okuyarak insan öldürme cesareti bulmaya çalışan esrarengiz bir adam.

Üzerinde yaşayan insanların olağanüstü bir zihinsel düzeye eriştiği, dünya teknolojisini yönlendiren bir Ada.


Düşündüğü tek şey cellât olmaktı ve bunu başarmalıydı. Eğer başaramazsa bile en azından birini öldürerek bu duyguyu tatmalıydı. Kana susamışlığı ve öldürmeyi bu denli arzulaması, belki iğrenç, insani olmayan ve canice bir durumdu ama bazen kendine kızdığı zamanlar da oluyordu.

Özellikle masum bir çocuğu ya da eceliyle ölmek üzere olan bir yaşlıyı öldürmek istediği zamanlar...

Fakat bu duygular daha fazla sorgulama yapmasına ve bir şeyleri değiştirme gayreti içine girmesine yetmiyor, derinden yaşadığı kin ve nefreti bastıramıyordu.


Yazım Yanlışları

  • Eskideni sitem yazılı odasında çalışırken kapılarını kapatmazdı..(Syf.236)



Alıntılar
  • ''Kime ve neye karşı olursa olsun darbe, halkı ve halkın geleceğini yok eder''(Syf.12)
  • Savaşın ne sebeple olursa olsun, sivillere ve masum insanlara zarar vereceği yıllardır süregelen savaşlarda ispatlandığı halde, her ne hikmetse askeri üniformayı giyen insan savaşmak için can atıyor...(Syf.22)
  • 'Adeleti sağlamak uğruna merhametsizlik, Allah yolunda merhamet etmek kadar ibadettir.'...(Syf.55)
  • İnsanlık için kötü şeyler düşünen ve yapanları öldürmek bir ibadettir.'...(Syf.56)
  • Ne kadar güçlü olursak olalım ruhumuz ufacık bir sevgiye muhtaçtır, bir tondan bile daha ağır olan hayvanlar sırf başları okşandığı için evcilleşebiliyorlar...(Syf.68)
  • Yüz yıl gözlerine tutsak olmaktansa, bir yıl diline esir olurum daha iyi...(Syf.203)

Benim Yorumum
Daha önce okumadığım bir yazarın tanıtım yazısını okuyunca merak ettiğim bir kitabıydı Cellât...Tarihi vve bilim kurgu pek okumadığım kitap türüdür aslında. Nedeni sevmemem vs değil asla. Zaten ben kitap ayrımı yapmam. Fantaastik seviyorum deyip aşk romanlarından olmakş ya da bilim-kurgu seviyorum deyip polisiye kitaplardan olmak istemem ben. Şans veririm her türe ve okurum da ilgimi çekerse ki ilgimi çeken 'Cellât' hakikaten okunası bir kitap. 
Esrarengiz adam adıyla kişileştirilen bir adamş bir sahaftan uzun zamandır aradığı 'Cellat' isimli kitabı-sahafın fazla para istediğini bildiği halde-alır. Kitabı okumaya başlamasıyla bizi içine ala macerada başlar. Aldığı kitap içindeki Dev İsa'nın hikayesini dinleriz bir müddet. İsa cellat olmayı isteyen ve fiziksel yapı olarak da buna müsait olan birisi. İri yarı vücudu onun korkutucu görünmesine ziyadesiyle yardım ediyor zaten. Bu Dev İsa Yavuz Sulan Selim zamanında yaşayan birisidir. İsa'nın neden cellat olmak istediği tarihi olaylarla da çok güzel bir şekilde birleştirilmiş ve kitabı okuyan esrarengiz adamla da bütünleşmiş. Ama kitabın tarihi tarafları asla beni sıkmadı. Çünkü bana çıkıp da yanlı ya da basit bir üslupla anlamıyor yazar tarihi. Temel hatlarıyla veriyor anlatmak istediğini. Mesela Yavuz'un sefere çıktığını söylüyor fakat bunu detaylandırarak konusundan uzaklaşmıyor. Kitap ilerledikçe kitabı ilginç kılan yere geliyoruz. Burası hakkında çok konuşmamak istemememle beraber kısaca şunu diyeceğim. Yavuz'un küpesindeki cevherinş kitabın ilerleyen sayfalarında hafif fantastike bölümlerinde aslında ne kadar önemli olduğunuz görüyorsunuz. Ya bu kitapta robota dönüşebilen insan-melek gibi varlıklarda var. Biz insanların teknolojiyi kademe kademe kullanmasını, insanların dünya üzerinde emeller kurmayı hayal etmesini engellemeyi amaçlayan insan-melek varlıklar. :) Spoiler vermiş olabilirim şuan emin olamadım bundan ama bunları söylemek istedim. Aşk,tarih,doğaüstü,dini,sosyal vs vs her şey var bu kitapta, çok oldu okuyalı hala aklımda bakınsana.
Sorarsanız tavsiye ederim sizlere kitabı. Yorumlarınız benim için Yavuz'un küpesindeki cevher kıymetinde.






16 Mayıs 2014

Matmazeella Ne Demiş?


Uzun zaman sonra merhaba!
Kalıcı bir dönüş değil bu sanırım.
Fakat asla blogumu bırakmayacağım. Sizlere zamanım yok şudur budur demeyeceğim. Blogumu çok seviyorum ve bloguma takılınca günümün olanca bir zamanını ona ayırıyorum. Bu ise gündelk yaşantımda aksaklıklara sebep oluyor. Ama sizlere şimdilik şu kadarını söyleyebilirim. Öyle çok kitap okudum ki... Tekrar geldiğimde günde 2 kitap yorumu yaparsam şaşırmayın ve sıkılmayın benden olur mu?

Bu arada hiç de özlenmedim sizler tarafından :( 

Siz beni okuyan değerli insanlar. Siz de yazın yeter ki. Ben de okuyayım :)

esra_ebru_46@hotmail.com

6 Mayıs 2014

Amerika'nın ünlü SPA markası Bliss’in efsane sıkılaştırıcısıyla 28 günde yaza hazırlanın!

Her sene olduğu gibi yaz aylarının yaklaşmasıyla, portakal kabuğu görünümünden kurtulma derdi yine gündemimizin en üst sırasına oturdu.
Ne yapacağız? Doğru besleneceğiz, bol su içeceğiz, spor ve masajla dolaşımı hızlandırıp portakal kabuğu görünümünden kurtulmaya çalışacağız.
Yeterli mi?
Tabii ki hayır!
Vücudumuzu kusursuz hale getirmek için her yolu denememize rağmen maalesef çoğu zaman istediğimiz sonuca ulaşamıyoruz. Beslenme alışkanlıklarımız, hayat tarzımızda yapacağımız çeşitli değişikliklerin yanı sıra aslında doğru ürünü kullanmamız da gerçekten çok önemli. Ancak bu şekilde pürüzlü ve portakal kabuğu görünümlü cilde, onarıma başlaması için gerekli donanımı sağlayabiliriz.
Kısaca yaz aylarının yaklaşmasıyla gelen bikini sezonunun bir kabusa dönüşmesini istemiyorsanız bu yazımızı mutlaka okuyun çünkü efsane sıkılaştırıcı ürün nihayet Türkiye’de!
Amerika’nın en iddialı markalarından bliss’in, ünlü sıkılaştırıcı ürünü fatgirlslim, bu yaz sizi bu dertten kurtarmak için eczanelerde yerini aldı.
Geçtiğimiz yıllarda farklı yöntemler deneyip hayalinizdeki vücuda kavuşamadıysanız, New York’un dünyaca ünlü Bliss Spa’sından doğan “fatgirl”serisi ile tanışma vaktiniz artık gelmiş demektir.
Basında da sıkça yer aldığı gibi birçok ünlü model, televizyon, sinema yıldızı, dünyaca ünlü popstar gündüz ve gece kreminden oluşan bu özel seriyi kullanmayı tercih ediyor.
Aslında bu çok da şaşırtıcı değil çünkü bliss’in dünyada çok tercih edilen bir marka olmasının yanı sıra, bu serinin klinik çalışmalarla da kanıtlanmış çok fazla etkisi bulunuyor.
Örneğin; yapılan araştırmalarda kullanıcıların
• %87'si sıkılaştırıcı etkiyi,
• %85'i inceltici etkiyi,
• %73'ü portakal kabuğu görünümünde azalmayı gözlemledi.*
İşte bliss efsanesinin sırrı!
Efsane bliss fatgirlslim-vücut toparlama ve sıkılaştırmaya yardımcı gündüz kremi, kapsüle edilmiş patentli Qusome© kafein teknolojisi ile portakal kabuğu görünümünü azaltmayı desteklerken, cildi sıkılaştırmaya da yardımcı oluyor.
Ayrıca bliss’in bu serisinde bir de fatgirlsleep-vücut toparlama ve sıkılaştırmaya yardımcı gece kremi bulunuyor. Serinin gündüz kreminin tamamlayıcısı olan bu gece kremi, kapsüle edilmiş formülü ile siz uyurken 6 saat boyunca vücuda etki ediyor ve portakal kabuğu görünümlü bölgeleri pürüzsüzleştirmeye yardımcı oluyor. Gece kreminin içeriğinde gündüz kreminden farklı olarak yatıştırıcı özelliği olan lavanta ve lotus çiçeği özü bulunuyor. Bu özler uyku esnasında etki göstererek vücudun kendini yenileme sürecine destek oluyor, böylece “sıkı” bir uyku çekmenizi sağlıyor!
Kullanımı ise çok basit. Her sabah fatgirlslim’i 20-30 saniye boyunca portakal kabuğu görünümlü bölgelere masaj hareketleri ile uygulayabilir ve hemen emildiği için ardından hızla giyinebilirsiniz. Akşamları da yatmadan önce fatgirlsleep’i yine aynı şekilde uygulamanız yeterli!
Üstelik kısa bir süre için eczanelerden 1 adet fatgirlslim ve 1 adet fatgirlsleep aldığınızda, hediye olarak masaj aparatına da anında sahip oluyorsunuz.
Bu aparatın özel tasarlanmış yüzeyi ile masaj yaptığınızda, bu muhteşem iki ürününün cilt tarafından daha iyi emilmesini sağlayabilirsiniz. Problemli bölgeye aşağıdan yukarıya ve dışarıdan içeriye hareketlerle, hafifçe bastırarak ve bileğinizi sağa sola doğru bükerek uygulamanız gerekiyor.
Ayrıca bu aparatı sadece kremlerinizle değil, duş esnasında da kullanabiliyorsunuz.
Daha etkili bir çözüm için bu bakım serisi ile birlikte düzenli egzersiz yapmayı ve sağlıklı bir beslenmeyi de unutmamalısınız.
Bu efsane seriyi ve bliss markasının diğer tüm ürünlerini Türkiye’de sadece yetkili eczanelerde bulabilirsiniz.    
Yetkili eczanelere ulaşmak ve daha detaylı bilgi için
 www.blissturkiye.com sitesini ziyaret ediniz.      
* Bağımsız laboratuvarlar tarafından yürütülen test sonucudur. Etkileri 28 günü kapsayan klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Mart 2014

Bu Haberi Okumadan Sigorta Yaptırmayın!


Bir süredir iletişim çalışmaları çok dikkatimi çeken bir sigorta firmasından bahsetmek istiyorum bugün. Sigortanın kolay hali sloganıyla piyasaya çok hızlı bir giriş yapan Generali Sigorta’nın özellikle Zorunlu Trafik Sigortası’nda ve kasko poliçelerinde %70’e varan indirimleri ilgimi çekti. Blogda yazmak üzere biraz inceledim ve sadece kampanya olarak değil, tüm hizmetlerinin gayet memmuniyet verici olduğunu gördüm.
Bu arada piyasaya hızlı giriş dedim ama Generali 1831 yılında İtalya’da kurulmuş ve aslında 150 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyormuş. Adını elbette duymuştum ama ancak bugün yazabiliyorum.
Zorunlu Trafik Sigortası’nda %70’e varan indirimleri dışında Prestijli Kasko’larını da çok beğendim. Sigorta sektöründe bir ilk olarak, herhangi bir kaza anında sunduğu yol yardım hizmeti ile lastiğiniz patladığında ücretsiz lastik değişimi veya aracınızın yakıtı bittiğinde   Yapılan kaza sonrası acil bir noktaya yetişmeniz gerektiğinde yol yardım hizmetleri ile taksi ücretinizi dahi karşılıyorlar. Aracınız tamir edilirken 5 gün süreyle, size özel bir araç bile veriyorlar. Bence bu özel danışmanlık ve 7/24 destek hizmetleri şehir hayatının olası zorluklarını da hafifletiyor.
Bir de Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünleri var. Mini Kasko, 1 çarpışma hasarını 2 bin TL’ye kadar kapsayan düşük fiyat kategorisindeki bir ürünmüş. Daha yüksek bir sigorta teminatı tercih edenler için bu tutar, Mini Kasko Ekstra ürünü ile 2 çarpışma hasarı ve toplamda 50 bin TL’ye kadar çıkabiliyormuş. Tüm bu hizmetler için ayrı ayrı teklif alıp, satınalım yapabiliyor olmak ise harika. Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünlerinin fiyatları sabit. Zorunlu Trafik Sigortası içinse teklifler size ve arabanıza özel yapıldığı için indirimler kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu yüzden teklif alırken yaşınız, arabanızın yakıt türü gibi etmenler de önemli oluyor. Siz artık sitesinden aracınıza en uygun sigortayı detaylarıyla incelersiniz.

Generalinin 7/24 Özel Sigorta Danışmanlığı hattı 0850 555 55 55’ten veya generali.com.tr den 1 dakikada teklif alabilirsiniz. Bu arada Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alırsanız size kişisel sigorta danışmanı atıyorlar. Bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor. Böylece müşteriler sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor ve telefonda uzun uzun beklemeden işlerini kolayca halledebiliyor.
Eh daha ne olsun:)
1 dakikada teklif alıp indirim kazanmak isterseniz, 31 Mart’a kadar generali.com.tr yi ziyaret edin derim.
1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Mart 2014

8) Tutkulu Notalar - Olivia Cunning // Kitap Yorumu




Kitabın Adı : Tutkulu Notalar
Kitabın Orjinal Adı : Backstage Pass
Yazarı : Olivia Cunning
Türü : Erotic - Romans
Sayfa Sayısı : 431
Seri Adı : Sinners On Tour 
Yayınevi : Ephesus Yayınları





BEŞ ÇEKİCİ ADAM, BİR SEKSİ KADIN VE ATEŞLİ BİR ROMANTİZM.
Müzik hiç bu kadar ateşli olmamıştı!

Sahnelerin en seksi metal grubunun baş gitaristi Brian Sinclair, yaratıcılık kıvılcımını kaybettiğinde, bastırılmış dehasını ortaya çıkarabilmek için grubunu tutku dolu gecelere sürükleyecekti.

Tutkulu notaları ortaya çıkaran kadın...

Seksi psikolog Myrna Evans "Günahkârlar" ile birlikte tura çıktığında, gruptaki herkes onu baştan çıkarmaya çalışır ama Myrnanın elde etmek istediği tek adam Briandır...

İki aşığın çılgın ve dizginlenemez tutkuları, onları yepyeni bir boyuta taşırken kendilerini sınırsız arzu ve günahlarla dolu bir turnede bulacaklardı...
Ve artık siz de bu ritmin esiri olacaksınız !
Günahkarlar adında Rock grubunun, seks üzerine profesörlük yapmış Myrna ile tanışmasıyla başlıyor bu kapağı bile şehvetli kitap. Günahkarların her bir üyesi işinde iyi ama birisi var ki Myrna'nın asıl konuşmak istediği kişi yani Brain, hepsinden iyi. İşinde, gitarında 'Üstad' diye tabir edilen bir adam.Grubu tanımamız gerekirse; Sed solist, Brian gitarist(bizim bu kitap için karakterimiz), Erik bateri, tabi Trey ve Jace de var.Bu kitapta Brain ele alınmış olsa da serinin devamı için hazırlık olsa gerek diğer karakterlere de ufak ufak değinilmiş...Myrna; iş çevresinde ve normal yaşantısında sıkıcı iş kıyafetleri ile tam bir hoca gibi görünmesine rağmen, aslında arzularını kullanmak isteyen, eşi ile özel yaşantısında kendisini sınırlandırmak istemeyen bir kadın. Fakat tam da bu nedenden eşi tarafından 'fahişe' diye nitelendirildiğinden ve alkol yüzünden iş yaşantısında da kendisine zarar veren eşinden ayrılmış ve ondan kaçmış bir kadın. İş için gittiği bir seminerde otelde, Günahkarlar'la tanışır. Zaten gruba,özellikle Brain'e, hayrandır.Grubun adından da çıkacağı gibi, ahlaki değerlere karşı pek bilgisi olmayan ve bundan da hiç rahatsızlık duymayan müzik grubunun hayatlarının aşklarını bulmasını okuyacaksınız bu seride. Zaman zaman okumakta zorlandığım bir kitaptı.. Konu bağlamadığından vs değil. Sanki gerçek yaşamdan kopuyordu yazar. Ya da ben denk gelmemiş veya duymamıştım yaşamımda kitaptaki bazı noktaları.Kurgusal anlamda sevdim kitabı. Turneye çıkan bir Hard Rock grubu. Sahnede fırtına gibi esen, gözlerine siyah kalemler çeken, sporcu, dövmeli, küpeli adamlar...Ama aslında serinin diğer kitaplarını da okumuş olmamın güvencesiyle söylemeliyim ki. Her birisinin kalbi naif, yumuşak ve kırılgan. Güçlü görünen Sed'in de duygusallığını diğerlerine nazaran daha dolu, daha dışa dönük yaşayan Brain'inde... Bu sebeptendir ki Myrna ile tanıştıkları gece bile ayrıldığı sevgilisini unutma çabasından dolayı, içmektedir.Kitapta okuyacağınız bir yer var ki ben 'YOK ARTIK!' dedim, Brain'e çok kızdım. Hatta daha kabasını daha fazlasını. İnsan hayatımın kadını dediğini... (Neyse, siz okuyun da bir anlamı olsun.) Kitabın içine girip okursanız beğeneceğinize eminim ama dışarıdan ve ayıptır, yanlıştır diye bakarak okursanız sever misiniz bilmem.