Kahramanmaraş bağımsızlığını kendi azmi ve halkıyla kazanmış, madalyalı bayrağa sahip tek şehirdir. Bundandır 'Maraş' kelimesinin önüne eklenen KAHRAMAN unvanı. 12 Şubat'a 'Çete Bayramı' der buranın insanı. Kutlamalar Şubat'ın başında başlar.Her mahallenin genci, çocuğu bu kıyafetlerden giyerler 'çete' olan atalarını şehri davul zurna eşliğinde arşınlayarak yad ederler. Bindallı giyen küçük hanımlarla dolar sokaklar,çarşı. Belediye kutlamalarında da geldi "Arslanbey" tiplemesiyle 'Tamer Karadağlı'. Çok fotoğrafım var daha. Niye geç kaldım ki acaba paylaşmakta. Kıbrıs gazisi dedelerimiz var daha.
Yeni yıl geliyormuş. 'muş'lu başladım çünkü benim için pek bir anlamı yok ki. Diğer günlerden farkı ne? Size bir yıl daha yaşlanıyorsunuz diye mi kutluyorsunuz ya da 300 TL araba vergisi yok şu kadar lira şu vergisi verip de yıla başlar başlamaz en az 500TL ile borçlu gireceksiniz demeyeceğim ki soğumayın.(Sanki dememiş olmuşum gibi konuştum). Hoş istemeyen yine de bildiğine devam eder ama hala farkı anlamıyorum ben diğer günlerden farkı ne? Kimilerine yurttan, evden kaçıp sevgiliyle içme bahanesi... Kimilerininse ailesiyle evde tombala oynama gecesi.
Küçük kız kardeşlerim için elbette evde tombala oynayanlar kervanına katılacağım. Onlarla çeşitli pasta, börek, kekler yapacağım. Dün mesela şu yanıp sönen yılbaşı ağaçlarını süsleyen lambalardan aldım. Sadece en küçük kız kardeşim her aklına estiğinde parti yapalım dediği için, o ortama o ambiyansa biraz da olsun uyum sağlamak için. Aslında diğer günlerden farklı gören ve yaşayanlardan çok da eksik kalmasınlar diye. Ya da o günün bahanesiyle ev işi, ödev vs gibi şeylerle uğraşmadan hepimiz hoş bir vakit geçirelim diye...
Bu sıralar ben diye bir başlık yazmak istedim bu yayınıma ama bu sıralar ben bende değilim bunu farkettim, başlığında mantık melekelerimle kararlılıkla yarıştığına kanaat ettim. Yılbaşı ağacı süslemek isterdim ama sadece yılbaşı günü için değil o şirinlik evimin bir kenarında dursun, üstünde ışıkları yansın sönsün vs. Pederden kesin ret gelince cesaret kafi gelmedi icraata. Hristiyanlara mı özeniyormuşuzla başlayan klasik cümleler dizilmeye başladı benim ısrarcı tavırlarım karşısına. Halbuki ne onlara özendiğim var ne de başka bir şey. Kendisi de bildiği halde bunun nedenini, bana bu cümlelerle kısıtlama getirmesi gereksizdi sanki. Benden çok iyi bir eleştirmen olur aslında. Her şeyi bilmek gerek gibi olsa da eleştirmenlikte nedense ben her şeyi bilmeden de en azından her konuda şahsi fikrimi karşıdakini incitmeden söyleyen birisi olarak ömür sürüyorum, devam da edeceğim. Velhasılı bu yayının bir yazılış amacı yoktu. O kadar çok yeni yıl çekilişi, reklamı, indirimi, yayınları var ki bloglarınız da. Ben de eksik kalmayayım dedim. Beyaz saflığı, temizliği ifade etmez mi? Keşke bir daha kar yağsa. Ne alaka kurarak yazdım acaba bu isteğimi yayınımın alakasız bir köşesine, bilinmez. Akıl dipsiz kuyudur. Beynimizin %10'unu kullanabilen 'DAHİ' saylıyor. Son olarak ben 2014'ten sadece ne isterim biliyor musunuz? Annemi bir kerecik de olsa rüyamda görebilmek... NOT: Son cümle kötü olan her türlü eleştiriye kapalıdır...
Tüm yurdun çeşitli bölgelerine yağan karKahraman şehriminde tüm kirini örttü. Saf bir masumluğa bulanan tüm şehirde bizim gibi hoca notu bekleyen öğrenciler hastane yolunu tuttu. Doğum salonunda çalışıyordum bu hafta ve bir sürü bebiş gördüm. Ay Allah'ım nasıl mübarek şey onlar. Ama derslerde anlatılandan da betermiş. Ne zor bir şey o normal doğum. Doğumun birine hocamız denk geldi. Plesenta'yı kim çekebilir dedi. Tabi sabah beri kadınların bağırmalarından korkan tüm arkadaşlar sanki hoca '0 vermiş gibi' bakıyor hocaya. Ben de arkadan hani bir topluluk olurda açılın ben doktorum derler ya. Hah o edayla ben yaparım dedim ve yanaştım. Ama oradan işgüzar arkadaşımın birisi benden önce atmasın mı elini. Nasıl sinir oldum geri geri çekiliyordum birden zıpladım. Çünkü garibim hızlı çekti her yer kan oldu. Benim botuma geldi bir iki damla ama arkadaşın forma mahvoldu. Tabi iyi ki de o yapmış diye içimden dualar ettim. Ama ben yapsam da öyle yapmazdım biliyorum da olsun yine de. 10 saniyelik bir insana enjeksiyon yapması ne kadar tuhaf geldi en başta biliyor musunuz :) Vücudumun sağ arka tarafı, böbreğim arkası gün boyu sızladı, ağrıdı, battı. En son arkadaşımın ısrarına dayanamayıp acile indik. Taş olabilir demesin mi? İstediği tetkikleri yapmak için giriş aldım ve röntgene gittim. Kadın (sekreter) giriş yapmamış... Hoop bir daha geldik yanına.. Önünde bir sürü sıra var kadının. Dedim ki işlememişsin beni bekliyorlar. Tamam dedi. Ama ben hala bekliyorum sıradakileri hallediyor bayan. Bakın hakka girip sıra istemiyorum aksine sıram geldiğinde yanlış yaptığı şeyi düzeltsin istiyorum üstelik formam da var üstümde. Hanımefendi yapmadı, üstüne üstlük sen de bizdensin anlayışlı olmalısın diye mavralarda sıktı. Neyse efendim, sivil halde hastanenin bir doktoru geldi. Bu bana uyarı yapan bayan hastanede bile olmayan hastaya fiş kesti, reçetesini de onayladı. Üstelik sıradakilerin ve de benim hakkıma girerek. Sustum. İlk defa gözümün önündeki bir olaya sustum çünkü çok sinirliydim konuşsam ortalığı delirtirdim. Ben röntgeni halletim ama öteki tahlil sonucunu almaya gidiyorum isminiz yok deyip duruyorlar... Tam bu mesai bitimine geldiğinden bizim bayan gitmiş yerine onun kadar öküz bir adam gelmiş. Ona da dayanamadım artık en son dedim ki... Allah bizi bizim elimize düşürmesin. O insan kılıklıya da söyle işin kolayına kaçıp da benim gibi işletmesin milleti. Sonra labaratuvardaki tanıdığım abiden öğrendim ki bizim öküz kadın beni özellikle işletmiş. Niye biliyor musunuz? Bana hangi servistesin, nöbete mi geldin gibisinden vıttırı vızzık sorular soruyordu ve ben ağzımı bile açmadım o kadar sıradaki insanların önünde rezil olmuşmuş. İyi mi oldu ahmak insan. Ben arkandan sana hatim indirince.
İşte böyle tezat bir dün yaşadım ben. Hem çok mutlu oldum bebeklerle hem de çok üzüldüm o her bebeğin büyüyünce birer öküz adam ve öküz kadın adayı olduğunu düşününce. Son olarak da... Doğumhanedeki ebeler var ya... Allah ellerine kimseyi düşürmesin. Tövbe haşa sanki bebeği kendiler yaratıyor da kadınlar sadece bir objeymiş gibi davranıyorlar. Neden mi böyle söylüyorum. Kararsız bir anne adayı sezeryandan korkuyor. Bizim görevimiz iyiyi kötüyü anlatmak ve anksiyeteyi gidermekken bizim ebeler. Aynen şöyle davrandı 'Kalk bayan, bebeğime bir şey olursa ben sorumluyum diye imza at biz de doğurtturalım sana.' Tabi bu arada anne ağlıyor hala. O görevi yaparken bile hala böyle duyguları çekilmiş insanlar görmek beni üzdü fazlasıyla. Bu yüzden ben hemşire olamam. Çünkü meslektaşlarımla anlaşamam. Çünkü ben insanlara değer vermeden işini yapan ebe, hemşire, doktor her neyse her türlü sağlık çalışanını uyarmadan ve üst mercilere şikayet etmeden duramam !
Upuzuuuuuuuuun bir yazı başlığıyla ben geldim. Ne yazacağımı bilemedim başlığa ne bileyim. Ben de anlatacaklarımı içeren ana cümleler yazdım. Hem merak eder de tıklarsınız belki (=
Nerede yaşadığımı bilmiyorsunuz sanırım. Ben Kahramanmaraş'lıyım. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde de Hemşirelik okuyorum. Biliyorsunuz pazartesi okul açıldı. Benim kampüsüm çarşıda. Kampüs dediğime bakmayın okuduğum lise daha düzgündü bu binadan :) Ama iyileştirme çabaları var okulumuzda. Neyse konu şu. Ben yağmuru çok severim. Yağmur yağacakmış gibi havaları daha da çok severim. Yani gökte güneş yoktur. Bahçemizde az da olsa ağaçlı olduğundan kendimi bir köyde, doğal ortamda hissediyorum...
Ve sonbaharın ilk yağmurları atmaya başlayan şehrimde dün yağmurda yürüdüm. Evet çiseliyor gibi yağsa iyi idi o kadar ıslanmazdım ama ne yapayım özlemişim yağmuru :)
BERTUĞ CEMİL - YAĞMUR
Okulumuzda İlahiyat, Ebelik, Hemşirelik var, bir binada...
Fettullah Gülen cemaatine bağlı yurt dışından gelen öğrenciler genelde İlahiyata yönlendiriliyor, ya aslında incelmeyeyim tercih hakkı vermiyorlar ilahiyat yazacaksınız diyorlar. Kendileri söyledi.
Şimdi Matmazeella buradan nereye varacak. Şuraya efendim ; ismi Müdessir Türkçede Musa olan bir arkadaşım oldu artık. Yabancıların meraklısıyım ben. Eee köşede kenarda duran ingilizcemi geliştirme merakımda var. Tanışmamızda da yine yabancı (Nijer'li) bir ilahiyat hocamız sayesinde. Ben pek severim de kendilerini . Müdessir Kamerun'lu ve 22 yaşında ve 2.Üniversitesi. Kamerunda öğretmenlik okumuş ve çok iyi de bir ingilizcesi var. Sanırım ana dilleri imiş. Fransızca da çat pat biliyormuş o da Kamerun'da konuşulan diğer dilmiş. ''I want impiroving my english with you speak'' dedim ben Türkçede biliyorum ama olabilir seninle ingilizce konuşurum dedi bana Türkçe bir şekilde ve şaşırdım. Ülkeye girdiklerinde cemaat, erkekleri İstanbul'da kızları da Ankara'da 6 aylık Türkçe eğitimi ve sertifikası alıyormuş.
Bu arada Musa'dan Fettullah Gülen cemaatinin toplum içindeki adının HİZMET olduğunu öğrendim. Yani beni hizmet gönderdi dedi bize.
Müdessir bitti. Belkıs ve Rahma da var. Bunlarda hemşireliği kazanmışlar bu yıl. Somali'liler. Ve çokkk tatlılar, cana yakınlar. Onlarla fazla muhabbet edemedim. Ama elbet edeceğim :) Farklı kültüre, farklı dile ve farklı her şeye sahip bu insanların; onların 'FARKLISI' olan ülkemizde nasıl, ne şekilde ve hangi zorluklarla yaşadıklarını merak ediyorum. Bu kızların sınıfına 2 kişi daha gelmiş gördüm bugün ve tanıştıracaklar beni de onlarla...
Kızlara tek şey sordum neden Türkiye dedim. İnsanları gerçekten insan çünkü dediler. Ve Somali'de okumalarının mümkün olmadığını ama ailelerini de çok özlediklerini söylediler.
Allah onlara da bize de yardım etsin.
Bu arada size bir gün bu fotoğrtaki kadını da anlatmayı düşünüyorum.
Efendim ben 1.Sınıfta ebeliği kazandığım okulda bölüm birincisi oldum ve hemşireliğe geçmeye hak kazandım elbette geçtim. İlk senemde 3.63 not ortalamam ikinci senemde annemin vefatının travmasını atlatamadığımdan düştü elbet. Ama hala 77 kişilik sınıfta 4.sıradayım :)
Düşünün. 2.83 şu anda. Bu ortalamamı yükseltmek ve 4.sınıf bitince formasyon almamı garantileyebilmek adına ortalamamı tekrar yükseltmek çabasındayım ve bu yönde ilk adımımı bugün attım. Dönemin ilk ödevini aldım. Kadın Sağlığı ve Doğum dersinde ilk dersi ben anlatacağım.
Ama 15 kadar erkek öğrencinin olduğu sınıfta '' KADIN VE ERKEK ÜREME ORGANLARININ ANATOMİSİ''ni anlatmak nasıl olacak göreceğiz.
Yapacak bir şey yok. Bana not hocama da yorulmamak gerek :)
Bu arada şu sıralar okuduğum iki kitap var. Daha öncede bahsettiğim KİTAP OKUMAK İSTER MİSİN? den istediğim kitaplar bunlar. Ama benim hemen okuyup göndermeme alışmışlar ki bugün nasıl gidiyor Esra Hanım diye mesaj attılar.
Ben açık öğretimden Maliye (Geçen sene örgünü zor kurtardığımdan kaldığım 4 ders olsa da okuyorum), örgün öğretimden Hemşirelik okuyan ve bunlar arasından bu sene Lisans KPSS'yi de elden geçirmesi gereken acemi bir blogger'ım.
(Lise mezunu olarak Türkiye derecesi yaptım 93 alarak. Ama hala yok işte tık. Atanamadım ki lise de meslek lisesi okumayıp şehrimin en iyi lisesinde okuduğumdan.Hava yapmıyorum burada oturan tanıdıklarınıza sorabilirsiniz. Çukurova Elektrik Anadolu Lisesi mezunuyum.)
Şöyle bir baktım da upuzun bir yazı olmuş umarım sıkılmadınız benden (=
BİRAZ HABER NİTELİKLİ OLDU AMA YAŞADIĞIM ŞEHİRDE BUNLAR PEK RASLANILASI ŞEYLER DEĞİL :)
Kahramanmaraş'ta dizi film çekilmesi için çalışmalara başlandığı öğrenildi.
Kahramanmaraş'ın tanıtımına katkı sağlayacak büyük bir proje için hazırlıklar son aşamaya geldi. Kahramanmaraş'ta Erdem BAYAZIT'ın Kahramanmaraş Lisesi'ne (Kara Lise) öğretmen olarak atanmasıyla başlayan olaylar zincirinin anlatılacağı dizi film için Milletvekilleri Sevde Bayazıt Kaçar ve Mahir Ünal'ın büyük gayret gösterdiği öğrenildi.
Dün akşam basınla yaptığı sohbet toplantısında konuyla ilgili açıklama yapan Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Kara Lise olarak bilinen Kahramanmaraş Lisesi'nde çekimlerine başlanacak dizi filmin yönetmenliğini Selam filmi yönetmeni Levent Demirkale'nin yapacağını bildirdi.
TRT'de yayınlanacak filmde Erdem BAYAZIT, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören gibi isimler anlatılacak.
Filmde Kahramanmaraş Lisesi dışında tarihi çarşılar, Kahramanmaraş Kalesi, Ulu cami ve tarihi konaklar da işlenecek.