28 Ağustos 2013

ŞEKER PORTAKALI - VASCONCELOS // KİTAP YORUMU



ŞEKER PORTAKALI



Kitabın Adı : ŞEKER PORTAKALI
Kitabın Yazarı : JOSE MOURA DE VASCONCELOS
Çeviren : AYDIN EMEÇ
Sayfa Sayısı : 200



Karakterler

ZEZE: Küçük yaşta okuma yazma öğrenen,yaramaz bir çocuk.Aile sevgisinden mahrum bırakılmış ve sürekli dayak yemiştir.

MANUEL VOLODERES: Zeze'nin babası olmasını istediği Portekizli adam.

TOTORA: Zeze’nin abisi

GLARİA: Zeze’nin ablası.

EDMUNDO: Zeze’nin çok zeki ve çok kültürlü dayısı.



Çok yaramaz olan Zeze mahallelinin şikayetleri ve ailesinin gevezeleklerinden bıkması yüzünden daha 5 yaşındayken okula verilir. Bu durumdan şikayetçi olan ama başka da çaresi olmayan Zeze,en çok sevdiği kardeşi olan Luis'in devamlı gezmesine içerlenirdi. Ama abisi Totoca ile birlikte de gezerlerdi. Zeze Edmundo dayısını çok sever ve devamlı onunla görüşürdü.
Ona göre o bir kültür abidesiydi.

Noel yaklaşıyordu. Ve bütün şehirde Noel’in yaklaştığını gösteren olaylar yaşanıyordu ama Zeze bunlardan mahrum kalıyordu. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için.

Okulda öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci Zeze idi çünkü kısa sürede okumayı öğrenmişti küçük yaşına rağmen ve oldukça da başarılıydı. Ayrıca evdekinin aksine çok sessiz ve sakindi okulda. Evdeki yaramazlıklarını okulda yapmıyordu.

Yeni evleri vardı artık. Gloria bu evin bahçesinde ve hint kirazı ağacına sarılıp o ağacın onun olduğunu söyledi.Diğer kardeşi de aynı şeyi demir hindiye yaptı.Ve Zeze ‘ye de arkadaki küçük bir şeker portakalı fidanı kaldı. Dikensiz olduğu için onu seçti.Ablası da ona onun çok genç olduğunu ve küçük fidanın da onunla büyüyeceğini söyledi.

Zeze devamlı küçük fidanın yanına gidip kendi kendine konuşmaya başladı ve zamanla da bu küçük  fidan Zeze'nin sorularına cevap vermeye başladı. Bundan sebep Zeze her fırsatta fidanının yanına gidiyor ve SADECE onunla dertleşe biliyordu.

Zeze yaramazlıklarından biri sonucu ayağını cam parçası ile yaralamıştı. Bunu fark eden O Portekizli adam ki Zeze’yi arabasına bindirip onu okula bıraktı. Daha sonraları daha sık buluşup araba ile gezmeye başladılar. Zeze bu adamı o kadar sevişti ki ondan ismini değiştirmesini bile istemişti.

Okulda kimse durumu anlamasın diye ailesi Zeze'yi iyice dövdükten sonra okula göndermediler.Bu yüzden Portekizli adamın da yanına gidemeyen Zeze gün geçtikçe dünyada en çok sevdiği adamın bu olduğuna kanaat getirdi ve Zeze o adamın babası olmasını istiyordu.

Totoca paraya ihtiyacı olduğu bir gün Zeze’ye gelip ondan para istedi ama Zeze ona para vermemeye kararlıydı.Totoca para verirse ona iki önemli şey söyleyeceğini söyleyince Zeze parayı verdi. Totoca Şeker Portakalı fidanının bulunduğu bahçenin yol olacağını söyledi.

Zeze okulda iken geç kalan arkadaşı içeri girdi. Portekizli adamın arabasının bir trenin altında kaldığını ve bu yüzden kendisinin geç kaldığını söyledi.
Bunu duyan Zeze izin almadan olay yerine gitti.
 Hayatında en çok sevdiği adamı yani babası olmasını istediği kişiyi kaybetmişti.

Zeze ateşler içerisindeydi. Evdekiler onun yine numara yaptığını sandılar.
Daha sonra bunun gerçek olduğunu anladılar. Çünkü Zeze ne bir şey yiyor ne de bir şey içiyordu.
Bütün mahalle onun ziyaretine gelerek bu geveze çocuksuz mahallenin çok sıkıcı olduğunu söylüyordu.
Totoca kendini suçluyor. Fidanın haberini verdiğinden kardeşinin böyle olduğunu düşünüyor ve vicdan azabı çekiyordu.

Zeze'nin babası ünlü bir şirketin amirliğine atandı ve Zeze'ye Şeker Portakalı fidanının kesimini ertelettiğini üzülmemesi gerektiğini söyledi. Ama Zeze için her şey çok geçti. Onun ağacı kesilmişti. Çünkü babası olmasını istediği adam ölmüştü.

''''''''''''''''''''''''''''''


Hala bu kitabın neden yasaklılar listesinde olmuş olmasını anlamış değilim.
Çocuğa atılan dayaklar eleştiriliyor da her akşam haberlerde bin katı izleniyor insanlar tarafından. Demek ki gerçekte olabilecek şeyleri yazmış yazar.
Ama çocuğun yalnızlığını vurguladığını eleştirdiklerinden yasaklı ise bu kitap neden Çocuk Esirgeme Kurumlarına bakmıyor insanlar?
Sorular, sorular, sorular...
Belki de hiç bir zaman cevabı alınamayacaklar... 





YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Jose Mouro de Vascancelos, 26 Şubat 1920’de Rio de Jenerio yakınlarındaki Bangu’da doğdu. Kızılderili ve Portekizli kırması bir ailenin çocuğuydu.İki yıl tıp eğitimi aldı ama bu eğitimini tamamlamadı.Çeşitli işlerde çalıştı.boks antrönörlüğü,tarım işçiliği yaptı.Kızıldereliler arasında yaşadı.1942 yılında yazdığı ilk romanı Yaban Muzu ile eşine az rastlanır anlatıcılık yeteneğini otaya koydu.ardından Şeker Portakalı,Güneşi Uyandıralım,Delifişek,Kardeşim Rüzgar,Kardeşim Deriz,Çıplak Sokak gibi romalarıyla ünü Brezilya sınırlarını aştı.



Gülümsemeyi unutmayın.



9 yorum:

  1. eskilere gittim bi an... hey gidi hey...
    kozmetiktutkunu.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. Bir an kitabı hatırlayınca tüylerim diken diken oldu. Manuel Voloderes öldüğünde ne ağlamıştım, hayatımda hiçbir kitapta öyle ağlamadım sanırım..

    Yasaklı olmasına bu kadar eleştiri almasına ben de anlam veremem, zaten tüm böyle güzel, hayat dersleri veren kitaplar eleştiriliyor. Mesela Fareler ve İnsanlar da öyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda benimle aynı fikirde olan insanlar olması beni çok memnun ediyor...
      Ben de Fareler ve İnsanlar a da olan eleştiriyi anlayamıyorum

      Sil
  3. Zeze'm ♥ ne güzel yorumlamışsın canım. Ben de Yazar Ayları sayesinde bu sene bütün seriyi okumuştum. Çocukluğumun en özel kitaplarından biri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)

      Ben de aynı fikirdeyim senle.
      Çocukluğuma damga vuran kitaptır .

      Sil
  4. Muhteşem bir kitap çok uzun zaman önce okumuştum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de okumultum ama bir daha okumak istedim.

      Sil
  5. lise yıllarımda okumustum bu kitabı anısı bende büyük !!senin yorumlaman da gerçekten çok guzel :)
    sevgiler :*

    YanıtlaSil

Sizler benim için önemlisiniz.
Vakit ayırıp okuduğunuz yazıma bir de yorum atmak istediniz.
Sevindim.