22 Ocak 2015

Tünel - Tim Weaver // Kitap Yorumu

Kitap Adı : Tünel

Orijinal İsim: Vanished

Yazar: Tim Weaver

Yayınevi: Ephesus Yayınları

Çevirmen: Süreyya Çalıkoğlu

Sayfa: 464

Baskı Yılı: 2014



ARKA KAPAK YAZISI

Milyonlarca Londralı için diğerlerinden farksız bir sabah.
Sam Wren için felaketin şafağı.
Samuel Wren, evden ayrıldıktan bir saat sonra metroya biner ve bir daha inmez.
Tanık yoktur. Güvenlik kameralarından hiçbir şey anlaşılmıyordur. Olayın üzerinden altı ay geçmiş olmasına rağmen, Sam hâlâ kayıptır.
Sam'in eşi Julia çaresiz kalınca David Raker'a başvurur. Raker kayıp kişileri bulmasıyla ün salmıştır. Onların nasıl düşündüğünü anlayabiliyor ve kayıp insanlar söz konusu olduğunda, herkesin saklayacak bir şeyleri olduğunu biliyordur.
Ama bu olayda, sırlar kimsenin tahmin bile edemeyeceği kadar derinlere inmektedir.
Raker polisin bile ona yalan söylediğinden şüphelenirken, birileri onun her adımını takip ediyordur. Birileri o gün, o tünelde neler olup bittiğini biliyordur.
Birileri, Sam'in sırlarının o tünelden çıkmasını engellemek için her şeyini verecektir.

Tünel kitabı Ephesus kalitesinden çıkmış olması ile beraber kitapları birbirinden bağımsız David Raker serisinin 3.romanıdır. Açıkcası ben bundan önceki iki kitabı okumadım bağımlı seri olmadığı için de bir eksiklik hissetmedim. Kapak tasarımından bahsedeceğim bende içeriğe hakikaten çok çok yakışmış içeriği yansıtan bir kapak...Dedektif David, eşini kaybetmiş kayıp insanları bulmaya çalışan bir dedektif.Bu romandaki kayıp ise Julia Wren'in 6 ay önce kaybolan kocası Samuel'dir. Samuel hergün yaptığı gibi metroya biner işe gitmek için...Ama bir daha inmez. Konu ile ilgilenen polis memur yeterince önemsemediği ve dava sonuçlanamadığı için Julia dedektifimize gelir. David, Samuel'i bulmayı kabul eder ve serüven başlar.
Romanın sayfaları ilerledikçe heyecanımın arttığını gizleyemeceğim. Bu tür kitapları pek okumayan birisi olarak merak alanım oldu. Ben de acaba ne oldu, şu olmuş olabilir mi diye tahminlerde bulundum. Benden dedektif olmazmış ama ona emin oldum. Fakat tam bir felaket tellalıyım :) bu tür kitapları pek okumadığımı söyledim ama okuduklarım arasında bu roman özel bir yer edindi. Çünkü, basit bir kurgu yok. Yani okurken sonunda şu olmuştur dediğim şeyler hep olmamış çıktı. Daha önce ise kitabın başlarında olayları çözdüğüm romanlara denk gelmişim demek ki ben hep. Kısacası kurgu iyiydi. Yabancı isim yığınları yoktu. Kimin kim olduğunu karıştırmıyordunuz yani okurken.
Sıradaki kitabını aklım not ediyorum...Okunulası.



6 Ocak 2015

Eksilince...

Bu kadar hüzün doluyken hayat, insanlara düşendi mutlu olmaya çabalamak.

Kederleri öteleme, erteleme yaşa... Lakin uzatma hemen mutlu olmaya çabala.

Mutlu olmak adına hayatımızdaki eksiklikleri doldurmaya uğraşırız. Kimi zaman dolmayacağını bile bile yaparız üstelik.

Kimisi bir sevgili ister, bir gün bitebileceği ihtimali olsa da. Sevmek ister, sevmeye korksa da. Sevsin, düşünsün, ilgilensin, saygı duysun, ortak kararlar alsın, saysın, değer versin, farklı olsun, hayat dolu olsun, neşe katsın hayatına ister. Bırakırsa nasıl toparlarım diye düşünme korkusu da bunların birazı yaşanınca başlar. Şairane söylenen sözler eksildikçe, paylaşılanlar yıprattıkça ve karşı taraftan beklenenleri, aslında bekleyen tarafın sağlamamasından doğar genelde sorunlar. Çoğu zamanda toplanamaz hiçbir eksilen eskisi gibi. En azından bu devirde öyle. Sevgiler daha dağılıcı. Çünkü hemen hiç kimse bir mektup kokusunda yaşamıyor aşkını. Belli karakter sayısınca sınırlandırılan mesajlarla nereye kadar gidebilirki esasında karşılıklı saygıya dayanan bir sevgi birlikteliği?


Kimisi bir dost ister, canı bir sevdadan yanmıştır çoğunun zamanında. Yenisine cesareti yoktur. Çünkü benim tabirimce insanlar daima zoru sevip kolayı seçen olmuştur. Farklılık ararken, farklıyım diyebilecekleri özellikleri var mı diye düşünmez kimse. Bir dostta bile aranacak şeyler farklılığa dayandırılır. Yani dostun ilk özellikleri dinleyen, anlayan, yargılamayan, ne yaparsa yapsın arka çıkan olmalı. Esas kıstaslara ek, kimi için kitap okuyan, kimi için ebru ile ilgilenen, kimi için kaliteli içkileri iyi bilen, kimi için av ve silahlar konusunda meraklı olanlar 'farklı' tabiri dahilinde kabul edilebilir. Benzer misaller çoğaltılabilir. Ama bir dost istemek de bir eksikliği doldurmak adınadır. Farkedemeğimiz bir eksikliğimiz içindir belki de ama eksiklik duyduğum bir şey içindir işte. Kabul edin.

Kimisi para ister. Bunlar az veya çok isteyenler olarak ayrılabilir. Büyük ihtimalle hayatta kaybettikleri şeylerin para yüzünden olduğu aksettirilmiştir. Kaybettiklerini tekrar kazanan olmak uğruna hırsına kapılanlar çok para peşinde koşarken, kumar veya şans oyunlarının piri olabilirler ya da pis işlerle hayat sürenlerin kuklaları. Az para hedefleyenlerin ise amaçları ailelerine kendilerini kanıtlamak olabilir diye düşünmeden edemiyorum. Sevdiği kadının ailesi gönülsüz damat edindikleri kişiyi bakışlarıyla bile fakirliğiyle suçlarken damat adayının veya damadın hayat sürmeyi istediği kadına ve ailesine aslında ele muhtaç etmeyecek kadar para kazanabileceğini göstermek uğruna gündüz bir işte gece başa işte çalısması da buna en temiz örnek belki de.


İstenenler listesi ömrümün sonuna kadar yazsam da bitmeyecek kadar uzun iken ben şu sıralar mantıklı gördüğüm esas üç isteği ele aldım. Oysa o bitmeyecek listenin de, insanların fani hayatta elde etmeye çabaladıklarının da umdukları tek kelimelik ortak şey "Huzur".

Bu kadar dikte edici yazmamın nedeni düşüncelerime ortak olmanız ya da bana onay vermeniz için olamaz tabi. Seçme hakkınızı elinizden alma gibi bir niyetim de yok. Ama hepinizin/hepimizin de bildiği gibi bunları durduk yere oturup kimse uydurma temelli sıralayamaz.  Kanıksanamayacak kadar uzun süreli bir gözleme dayalı olmasa eğer bu kadar kesin çizgide konuşabilir miyim ki ?

2 Aralık 2014

VE IŞTE SONUNDA...

Merhabalar beni takip eden veya unutmayan ulaşan Arkadaşlarım. Çok ama çok uzun bir aranın ardından hemen her gün yazacak olan blog dünyasının naçizane fertlerinden birisi olan bendeniz tabletime blogger uygulamasını indirmenin sevincini can-ı gönülden yaşamaktayım 😄
Bakalım tabletten ilk yayınımız nasıl görünecek yani yazı stilimi falan becerebilecek miyim? 😄
Neler yazacağımı bilemedim ama kitap yorumlarıma Yarından itibaren başlıyorum.
Tüm Kitaplarını sırayla yorumladıktan sonra EPHESUS yayın evinin hangi kitaplarla ilerleyeceğiz ve kitap dışında neler paylaşacağım sizlerle 😄 ben de bilmiyorum ama kendi dünyamın bir parçası olan bloguma uğradığınız ve zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Not: Yazmaya başlıyorum. Ufak yollu . Dualarım herkese...